“24 Ocak” 24 Ocak’tır
26 Ocak 2018
Güven Tazeleyip, Yürümek
3 Şubat 2018

Attila İlhan’ın “Bir Hain Nasıl Yetiştirilir?” adlı yazısı, zamana meydan okuyor… Gönüllü devşirmeler ve gönüllü hainlere “ışık” tutuyor. Sözde aydınlık, sözde entellektüellik hiç bitmedi bu ülkede. “…İhanete gece müthiş gerekçedir…” derken bir feraset göstermiş ki gece adına ne varsa, ortada…
Attila İlhan’ın özellikle Pamuk Prenses hakkındaki yazısı şöyle başlar: 


İstihbarat dünyasında “KUŞ YUMURTASI ÜRETMEK” diye bir deyim vardır. Diyelim ki X ülkesinde bundan 20 sene sonra yapmak istediğiniz uzun vadeli bir operasyon var. Bu operasyon için size çeşitli provakatörler lazım ve en güvenilir provakatör kendi yetiştirdiğinizdir. Bu iş için yetenekli ama geleceği parlak olmayan zayıf karakterli bir “YUMURTA” bulunur.

Mesela bu genç üniversitede devşirilir ve aşama aşama önce öğretim görevlisi daha sonra da medya parlatmaları ve şirket sponsorluklarıyla ülkede sözü dinlenen bir Profesör haline getirilir. Gerekirse tüm araştırma ve kitapları da eline hazır olarak verilir!

Ülkedeki insanlar bu kişinin yazdığını sandıkları muhteşem eserleri okur ve ona olan saygıları artar. Böylece yumurta ”KULUÇKA AŞAMASI”nı bitirmiş ve çatlayıp güzel bir kuş olma zamanı gelmiştir.

Belirlenen zamanda bu profesör medya yoluyla müthiş radikal açıklamalar yapmaya başlar ve tüm ülkeyi karıştırır.

Aynı anda kendisi gibi yetiştirilen diğer yumurtalarda farklı faaliyetlere girişirler. Neyse konu uzun benim yerim dar ama ilgilenenler için Doğu Bloğunun çöküş dönemine bakmalarını salık veririm.

Bu alakasız konudan sonra gelelim Orhan beye!..

Ferit Orhan Pamuk Bey’in (kimsenin bilmesini istemediği göbek adı Ferit’tir) aslında ülkesine bu kadar muhalif olmasına bir sebep yoktur. Hani fakir ve hayatını zorluklar içinde geçirmiş, içeride yatmış birisi olsa belki anlayacağım ama Orhan Pamuk sülalece aristokrat tabakasına mensuptur ve bugün eleştirdiği devletin çok ekmeğini yemiştir.

Mesela dedesi Cumhuriyetin ilk mühendislerindendir ve özellikle Atatürk, İnönü dönemlerinde yapılan demiryolu hamlesinde büyük ihaleler alıp kısa zamanda zengin olmuştur. Oğulları bu koca servetin büyük kısmını sefahatle tüketseler de Orhan Pamuk’un zengin bir hayat sürmesine yetecek kadar servet kalmıştır…

Peki Orhan Pamuk’ta oluşan bu sistem düşmanlığı nereden kaynaklanıyor ve acaba “YAPAY” bir düşmanlık mı sorularına cevap arayalım.

Orhan Pamuk’un hayatının ilk evrelerine baktığımız zaman koca bir başarısızlık olduğunu görüyoruz. 30 yaşına kadar iki okul değiştirmiş ve sırf askerliğini kısa dönem yapmak için ‘gazetecilik’ okumuş bir insan. İlk başlarda ressam olmak isterken sonra yazarlığa sarıyor. Yıllarca evinin odasına kapanarak ödüller alan ama kimsenin para vermek istemediği romanlar yazıyor. Tam artık buraya kadarmış aşamasına geldiği anda sihirli bir değnek değmiş gibi Orhan Pamuk’un kitapları satmaya ve yurtdışında tanınmaya başlıyor!

Peki bu sihirli değnek acaba nerede değmiş olabilir. Benim kanaatimce bu değneğin izini Amerika’da sürmek lazımdır…

Amerika’ya gitmeden önce Orhan Pamuk üzerinde derin etkileri olduğu anlaşılan birisinden bahsetmek lazım. Bu kişi Orhan Pamuk’un erkek kardeşi ŞEVKET PAMUK.

Şevket Pamuk, Orhan Pamuk’un ilk dönemlerinin aksine oldukça başarılı bir insan. Amerika’da Yale, Berkeley gibi sağlam üniversitelerde ekonomi okuduktan sonra Türkiye’de bir çok üniversitede ders veren Şevket Pamuk, Osmanlı ekonomisi üzerinde tanınmış bir uzman. Kendisi pek çok yabancı üniversitede Osmanlı ve Türkiye ekonomisi üzerine dersler vermiş.

Bu üniversitelerden en ilginci İsrail’de bulunan ‘NEGEV BEN GURiON ÜNİVERSİTESİ’. İsmini İsrail’in ilk başbakanı, İsrail’in kurucularından ve hatta anarşik faaliyetleri yüzünden Osmanlı tarafından Filistin’den kovulacak kadar fanatik siyonist olan David Ben Gurion’dan almıştır.

Üniversitenin derslerini MOSSAD’ın da ilgiyle takip edip raporlar hazırlattığı bir “Ortadoğu Çalışmaları” bölümü bulunmakta. İşte sayın Şevket Pamuk böylesine kaliteli bir bölümde (!) ders verebilecek kadar yetenekli bir ekonomi uzmanı..

‘BEN GURİON ÜNİVERSİTESİ’nin başında 14 sene ‘DÜNYA BANKASI’nda çalışmış ve daha sonra bu başarılarından ötürü ‘ROTARY VE LİONS’ klüplerinin 2000 yılının adamı olarak seçtikleri PROF. AVİSHAY BRAVERMAN bulunmakta. Böylesine başarılı bir ekonomistin yönettiği üniversitede ekonomi dersi vermenin önemini anlamışsınızdır. İşte Orhan Pamuğun kardeşi Şevket Pamuk bu kadar değerli bir hoca…

Evet biz Orhan Pamuk’un Amerika yolculuğuna dönelim gene…

1985-1988 ARASINDA TAM ÜÇ SENE AMERİKA’DA KALDI ORHAN PAMUK. Bu dönemde Amerika’da harıl harıl kitap yazmanın dışında çok önemli bir kursu da başarıyla bitirdi. Bu kurs ‘IOWA ÜNİVERSİTESİ’ bünyesinde verilen ‘INTERNATiONAL WRiTiNG PROGRAM’ (IWP) isimli çok ilginç bir kurs.

Kursun amacı dünyanın değişik bölgelerinden gelen ve kendilerinde potansiyel görülen yazarların Amerikan hayatını tanımaları ve kitaplarını yazabilecek güzel bir ortama kavuşmaları…

BU “İYİLİKSEVER”PROGRAMIN BÜNYESİNDE HER SENE 20 KADAR YAZAR AĞIRLANIYOR!..

İşte Orhan Pamuk’un bu kurstan sonra hayatı değişti. Yani onun deyimiyle “BİR KURSA GİTTİ HAYATI DEĞİŞTİ”. Bu arada kurstan 2004 senesinde mezun olan bir başka Türkün ismi de MAHİR AKTAŞ, aklınızda bulunsun çünkü geleceği parlak!..

İNSAN DÜŞÜNMEDEN EDEMİYOR, BU ÜNİVERSİTE BU KADAR İNSANI ÇAĞIRIP ONLARI AYLARCA YEDİRİP İÇİRECEK VE AĞIRLAYACAK PARAYI NEREDEN BULUYOR DİYE…

Cevabı basit: BU YAZAR EĞİTİM KURSU PROGRAMININ BAŞ SPONSORU AMERİKAN DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI!

Orhan Pamuğun şansı Amerika’da bundan sonra oldukça açılıyor.

Baktığımız zaman Orhan Pamuk’un Amerika’da basılan kitaplarının tamamına yakını aynı yayınevinden çıkmış. Bu yayınevi ‘RANDOM HOUSE‘.

YAYINEVİNİN SAHİPLERİYSE DÜNYACA ÜNLÜ ALMAN ‘BERTELSMANN YAYINCILIK’.
Bertelsman’ın kurucusu ve şu anda emekli hayatı süren dünyanın en zenginlerinden Reinhard Mohnda sihirli değnek örneklerinden… Bay Mohn İkinci Dünya Savaşı’nda General Rommelin Afrika Korps Birliği’nde asteğmen olarak savaşıyor. Burada Amerikalılar’a esir düşerek Kansas’ta bir esir kampına tıkılıyor. O zamana kadar kitaplara ilgi duymayan Mohn biranda kitap sever oluveriyor. Savaştan sonra komünizm tehdidi altındaki ülkesine dönen Mohn aniden bir yayınevi açarak ilahi kitapları ve dini kitaplar basmaya başlıyor! İşte Bertelsmanın kuruluşu böylesine mütevazi…

1991 senesinde emekli olduğu zaman Bertelsmann dünyanın en büyük yayıncılarından ve kendisi de karun kadar zengin. Bu Amerikalılar asteğmen Mohn’a esir kampında ne yedirdilerse adam başarının sırrını buluveriyor bir anda. BERTELSMAN’IN BİR DİĞER İLGİNÇ ÖZELLİĞİ DOĞAN HOLDİNG’LE 2001 SENESİNDE MÜZİK PİYASASINA YÖNELİK BİR ORTAKLIĞA GİTMELERİ!

Bu ortaklığın tüm görüşmeleri bizzat Aydın Doğan’ın kızı Hanzade tarafından yapıldı.

BUNA GÖRE ŞU AN TÜRKİYE’DE YAYINLANAN PEK ÇOK YABANCI MÜZİK ALBÜMÜ HEP BU ORTAKLIĞIN SAYESİNDE TÜRKİYE’YE ULAŞIYOR…

İŞTE BU BÜYÜK GRUP ORHAN PAMUK’U ÇOK SEVMİŞ OLACAK Kİ TÜM KİTAPLARINI SATSA DA SATMASA DA ISRARLA ONLAR BASIYORLAR!..

Orhan Pamuğun en büyük başarılarından biri de dünyaca ünlü ‘IMPAC Dublin’ ödülünü almış olması. Bu ödül öylesine basit bir plaket değil tabii ki. Çünkü ödül jürisi “Benim adım Kırmızı” kitabını öylesine beğenmiş ki bir de hediyesi olarak 115 bin dolar vermişler.

Peki bir Türk yazarına kendisiyle aynı mesleği yapan çoğu meslektaşının hayatları boyunca bir arada göremeyeceği meblağı veren kurumun arkasındaki güç kim?..

BU ŞİRKET ÖDÜLE İSMİNİ VEREN ‘IMPAC’ ŞİRKETİ.

‘IMPAC’ tüm dünyada yaygın yönetim danışmanlığı hizmetleri veren bir Amerikan şirketi. Yönetim danışmanlığı adı altında güzel istihbarat hizmetleri verdiği de bilinir. Şirketin başındaki Dr. James Irwin İrlanda’yı ve kitapları çok sevdiği için böylesine güzel bir ödül ortaya çıkarmış ve her sene başarılı bir yazara bu ödül veriliyor!..

Edebiyat sever dostumuz bay Irwin, çok da aktif birisi… Kendisi Amerika’nın önde gelen Cumhuriyetçilerinden ve Amerikan ordusuyla arası harika. O kadar harika ki; AMERİKAN ASKERİ AKADEMİSİ WEST POİNT‘ten üstün hizmet ödülü almış…

Orhan Pamuk’a verilen ödülün sponsoru bay James Irwin “INTERNATiONAL DEMOCRATiC UNiON” derneğinin de baş üyesi ve muhasebecisi. Bu dernek dünya çapındaki merkez sağ partileri bir araya getirmek için kurulmuş.

Kurucuları arasında RONALD REAGAN, MARGARET THATCHER, BABA GEORGE BUSH, HELMUT KOHL ve JACK CHİRAC gibi önemli isimler de bulunmakta…

DERNEĞİN TÜRKİYE’DEN DE İKİ ÜYESİ VAR. BUNLAR ANAVATAN PARTİSİ VE DOĞRU YOL PARTİSİ. Derneğin şu anki başkanı Avustralya’nın Amerikan yanlısı başbakanı John Howard.

James Irwin bunun dışında Washington’da bulunan “CENTER FOR DEMOCRACY” derneğinin de üyesi.

Tüm dünyaya amerikan demokrasisi getirme amacındaki bu derneğin en ilginç siması artık hepimizin tanıdığı HENRY KiSSiNGER. Kissinger dendi mi, O DEMOKRASİNİN NASIL GELECEĞİNİ HEPİNİZ TAHMİN EDERSİNİZ HERHALDE!..

Orhan Pamuk’un otuz yaşlarına kadar odasından çıkmayan biri olarak çok büyük aşamalar kaydettiği büyük bir gerçek. Şu anda kazandığı ünün ve paranın keyfini çıkarmakla meşgul. Taksim meydanına yakın ve muhteşem boğaz manzaralı teras katında yeni eserleriyle uğraşıyor. Duvarlarında Japon edebiyatına kadar tasnif edilmiş yüzlerce kitap bulunan lüks dairesini sadece çalışma amaçlı kullanıyor ve bazen de yakın dostlarıyla yemek yiyor…

Bu eve sık sık gelen yakın dostlardan biride YAHUDİ ASILLI AMERİKAN GAZETECİSİ JERi LiBER’di… Bu şahsiyeti hafızası güçlü olanlar hatırlayacaklardır.

Kurucusu olduğu insan hakları izleme komitesini temsilen Türkiye’deki insan hakları ihlallerini konu alan bir rapor yazmıştı. Sonra bu rapor kitap haline de dönüştürüldü. BU RAPORDA TÜRK ORDUSU’NUN KÜRTLERE KATLİAM YAPTIĞINI İDDİA EDİLMİŞ VE TÜRK ORDUSUNA AÇIKÇA “SERSERİLER” DİYE HİTAPTA BULUNULMUŞTU.

BU KİTABIN ÇEVİRİSİNİ YAPAN ERTUĞRUL KÜRKÇÜ VE AYŞE NUR ZARAKOĞLU HAKKINDA DAVA AÇILINCA JERi LiBER ONLARA DESTEK VERMEK İÇİN HEMEN TÜRKİYE’YE GELEREK MAHKEMELERE KATILMIŞTI!

Herhalde Orhan Pamuk’un fikirlerinin oluşmasında Jeri Liber’le özel teras katında yaptığı yemekli sohbetlerin büyük etkisi olmuştur!..”

3,140 total views, 4 views today

Bir Cevap Yazın