DOLARI SARIP SARMALASAKTA mı DÜŞÜRSEK, KENDİ HALİNE BIRAKIPTA mı?
2 Aralık 2016
Ekonomide Çok Kışlar Gördük
21 Aralık 2016

Bu dünyanın düzeni belli: devletler ne kadar “suyunda”, o kadar işler “yolunda”…  Bir devlet ne kadar bölgesinde sorunsuz, büyüklerin dümen suyunda ve kontrol edilebilirse o kadar iyidir. Hatta ne üretip ne satacağına kadar başkaları karar veriyorsa, açılacak okullar, yapılacak yatırımlar, hatta işbirliği içinde olunacak ülkeler 5 büyükler tarafından belirleniyorsa… O devletten iyisi olamaz: işleri rast gider. Bunun anlamı fiziken var ancak, egemenlik olarak yok demektir. Bu devletin verilen ödevleri yapması yanısıra kimlerle ittifak halinde olduğu da önem taşır. Bu yüzden ülkenin ziyaretçileri ve yapılan yurt dışı temasları sürekli mercek altındadır. Bunun adı asla, asla ” İstiklal ve Cumhuriyet” değildir…

Devlet, halkı için vardır. Halkın veyahut vatandaşların tek başına çözemedikleri ihtiyaçlar için örgütlenir ve faaliyetini yürütür. Evvel emirde, işbu hizmet listesi “güvenlik“ gibi devletin teşkilatlanarak çözebileceği işler ile başlar. Hakikaten güvenlik hizmeti, insanın olduğu kadar devletin de mevcudiyetini tehdit eden unsurları ortadan kaldırdığından ötürüdür ki asla tehir edilemez, eksiltilemez, azaltılamaz, vazgeçilemez bir nitelik arz eder. Mevzunun halli noktasında “canla, başla” ve “paraysa para, malsa mal” olarak halk desteği de devreye girebilir. Aksi halde güvenliğin tesis edilemediği herhangi bir durumda ne canın, ne malın ne de ırz ve namusun korunması mümkün olacaktır.

Düzen, huzur getirir. Huzur olmayan yerde bireysel silahlanmadan tutun da güvensizliğin zirve yaptığı, başka kaotik durumların vücut bulması kaçınılmazdır. Devlet, elindeki imkan ve güçlerle bu huzur ortamını tesis etmeye çalışır. Ancak devletin de bir meşruiyet çizgisi vardır ki buna istinaden, belirli çerçevede, kendisine bir hareket alanı oluşturur. Bunu geçemez. Kendisine Anayasa ile tanınan belirli yetki ve sorumluluklarını kullanır. Bu yüzden yetkiler – sınırlar ve hak ihlalleri söz konusu olduğunda iş döner dolaşır Anayasaya gelir.  Anayasa kavgası ise hiç bitmeyecek türden ve de uzun uzun yazılan, sayfalara sığmayan bir hale dönüşebilir. Ama hak hukuk her şeyden değerlidir. Öyle ki bundan 250 yıl öncesinde, Alman değirmenci hakkını arayacağı yer olarak “Berlin’de savcılar/hakimler var” derken, güvendiği yer bütün bir hukuk düzenidir. Neticede bu hukuk rejimini işleten ve gücü kullanan, hukuku tesis ederek güçlü olan, devlettir. Bu gücünü, kullandığı ve bulundurduğu silahlar ile her daim hissettirir. Temel sıkıntı bu namluların kendi halkına yönelmesidir… bu yüzdendir ki kendi halkına yöneltilen silahı kimse selamlamaz ve hiç kimse alkışlamaz… Halkın kendisini korumak için oluşturulan silahlı gücün hedefi, düşman olmalıdır…

Vekalet savaşlarının son sahnesini 10 Aralık 2016’da Beşiktaş’ta, 17 Aralık’ta Kayseri’de yaşadı bu halk… Teröristlerin ihanetini ve insanlık dışı eylemlerini anlamaya “normal insan” havsalası almıyor. Şehit sayımızın yüksek olması veya olayların büyükşehirlerde yaşanması da bizim anlamamız için yeterli değildir. “bir” can bile olsa  “can”dır…

Yeni 10 ve 17 Aralık’ların yaşanmaması için, yurt dışındaki Kandil’lerin sönmesi ve içerideki Seyyar Kandiller’in yurt içini mesken tutması engellenmelidir. Gayr-i nizami harp konseptinin dış bağlantılarının çözülmesi önemlidir. Siyasi bağlantılarından önce terörist unsurlar engellenmelidir. Başka ülke sınırlarında konuşlanan örgütlü yapılar ortadan kaldırılmadan, başka bir ülke toprağında üs veya barınaklar imkansız hale getirilmeden terör ile yapılan mücadele hep eksik kalacaktır.

Dün KCK deyip çıkmıştık; bir tanımdı sadece KCK. Ancak bu şehir yapılanması hem eleman ve lojistik hem finans olarak önemlidir. Bu yapı küçümsendiği için anlaşılamadı. Ne kadar budanırsa budansın alttan sürekli eleman takviyesi örgüte taze can verdi. KCK’yi sadece bir yapılanma olarak tarif edip, Terörün şehirli ve kravatlı hali olduğu fark edilene kadar çok zaman geçti. Örgütün şehir yapılanması aslında maksadı ortaya koymuştu. Görmedik mi gösterilmedik mi? bir perde indi sanki.  Ama ne olursa olsun, bugün, geç değildir…

Yasımız var ama artık “büyük aklı” işletmek zamanıdır.

3,560 total views, 2 views today

Bir Cevap Yazın