Şam’dan Bağdat’a – Ba’de Harabü’l Basra
20 Mart 2018
Türkiye’nin Bitmeyen AB Sorunu
17 Nisan 2018

Gazetecilik denince olaylardan haberdar etmek, geleceği öngörmek ve zamanında doğru karar vermek isteyene bilgilendirmek önem kazanmaktadır. Yazılması gerekenleri atlamamak ve bütün bunları yaparken de doğruları yazmak haberciliğin temeli olsa gerektir.

Eskiden “para etmek” diye birşey vardı. Tütün para etti, zeytin para etti; fındık, pamuk para etti denirdi. Bunlar nisbeten sonrası için haberler. Öncesinde ise tarımı etkileyen yağmur, sel, kuraklık da fiyatı belirlerdi. Bu yüzden “doğru bilgi” “doğru fiyat” anlamına gelmektedir.  Pazara gelen üretici sayısı, ürün miktarı ve talep, pazarın “dengesini” oluşturacaktır. Ekonomi haberciliği ise kalkınma için yapılan gurur verici yatırımları haber olarak aktarırken haberin gündemi kalabalıklaştı. İlk zamanlar, ekonomi haberleri daha ziyade tarladan ve hasaddan bilgiler verirken; birden haberlerin ortasına, dünyadaki dalgalanmalar ve 1970’lerdeki petrol fiyatlarındaki yükseliş ile  “kıtlık” ve “pahalılık” bomba gibi düştü. Satın alma gücünü azaltan, Enflasyon adı verilen bir canavar, gazetelerde çizerlerin hayal dünyalarına has; yedi başlı, yedi kollu bir ucube olarak ilk sayfalardan giriverdi. Ülkemizde bankacılık henüz yaygınlaşmamış; borsa yok, döviz zaten kişinin yanında bulundurmasının yasak olduğu bir nesne… Türkiye hakikaten bu günleri yaşadı: Cebinde döviz ile yakalanan, Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu gereği cezalandırılırdı. Ekonomi bu kadar aleni de değildi.

Dünyada da çok farklı sayılmaz. Ekonomi basınına 1929 Ekonomik Krizine kadar habercilik yerine reklamcılık dense yeridir. Ekonomik krizle birlikte gazetelerdeki ekonomi haberleri azaltılmış ve spekülatif nitelikli haberler yerine bilgilendirici haberlere yer verilmeye başlanmıştır. II. Dünya Savaşı
sonrasında ABD’de hayat standartlarının yükselmeye başlaması ve düzenli gelir atışı  ile birlikte insanlar, ekonomiye; dolayısıyla da ekonomi ile ilgili bilgilendirmelere yeniden ihtiyaç duymaya başlamıştır.

Türkiye’de ilk ekonomi gazetesi 3 Temmuz 1824’te Fransızca olarak yayımlanmaya başlanan Le Smyrneendir.   İzmirli  anlamındaki bu kelime ilk ekonomi gazetesi olarak kabul edilmektedir. Fransız tüccarlar Fransa’da yaşanan gelişmelerden haberdar olmak istemektedir.  “İzmirli”, etrafını iyi  gözlemek ve ticareti etkileyebilecek gelişmeleri yakından izlemek amacıyla, Fransız tacirlerden Charles Tricon tarafından çıkarılmış bir gazetedir.

1980’lere gelindiğinde kişi başına gelirin 1000 dolar ile 2000 dolar arasında olduğu ve dış ticaret hacminin de 1980’nin başında 10 milyar dolar, 1990 başında 35 milyar dolar olduğu yıllar O yıllar. Gelir Ortaklığı Senetleri var devletin çıkardığı… Köprü senetleri var ama Borsa yok… TL kıt, para kıt… haliyle döviz hareketleri canlı ve kayda değer değil. 1970’lerin sonu ise tam bir kaos: Yokluklar, kıtlıklar; benzin yağ, şeker, sigara, kuyruklarından bunalmış bir ülke… 1980 başında Radyo ve TV haberlerinde dahi ekonomi deyince hayat pahalılığı ve kuyruklar akla geliyor. Tarımsal üretim esas. Ürün “para etti – etmedinin” ötesinde çok fazla bir yorum yok. Bir de dönemin ruhuna uygun petrol fiyatları… Petrol fiyatlarındaki bu can sıkıcı yükseliş o denli etkilemiş ki herkesi, Türkiye’nin 1980 yılında Eurovision Şarkı yarışmasına katıldığı şarkının adı bile “Petrol” olarak seçilmiş.

Ne zaman ki 24 Ocak 1980 kararları alındı; ne zaman ki bankerler halkın “düşünüp taşınıp karar verdiği, parasını teslim ettiği yer” oldu… İşte o zaman ekonomi, mal ve üretim yerine “sanal” değerlerin konuşulmaya başlandığı bir alan haline geldi. Bu dönem, 1970’lerin yoklukları ile boğuşan, pahalılık zamanındaki haberlere konu olan bir ekonomi değildi artık. Yokluk ve pahalılığın sonuçları ile uğraşan bir ekonomi haline dönmesi bu yüzden önem kazanmaya başlamıştı.. Köyden kente göç, fıkaralık… “Fabrikada tütün saran işçiler” ile açığa çıkan, bir kamu sendikacılığı ve ücret sendikacılığı dönemi. Para – döviz – faizdeki değişkenler yerine gündem, hayat pahalılığı ya da geçim ya da ucuzluk meselesine kilitlenmişti. Haliyle sadece pahalılıkla kalmayan yokluk, “karaborsacılığı” tetikleyen bir nedendi.

1986 sonrasında İMKB kurulması ile Hisse senetlerinin fiyat hareketleri gazetelerin ekonomi haberlerinde yer bulmaya başladı. Önce yarım sayfa, sonra tam sayfa fiyat hareketleri. Adeta mercek yardımıyla okunacak kadar küçük puntolarla yazılmış, ilk zamanlar 24 büyük şirketin hisse senetlerinin bir önceki gün, açılış kapanış rakamları olan kısımlar. Kıyısında köşesinde haberler….Fiyatı, azalmış mı artmış mı onu gösteren basit endeksler, grafikler. Parası olan, takip etmeye başladı. Bu bir devrim olarak nitelendirildi ve ilgilerin merak ettiği bir sayfa halini aldı. Bu bile çok önemli idi. Yarım sayfadan tam sayfaya, sonra iki sayfaya çıkan haberler. İlaveler derken, Gazetenin bu sayfalarına ilgi gösteren sayısı artmaya başladı.

Bu arada yükselen kolay para kazanma trendi ve bankerler furyasıyla birlikte ekonomi dolarlaşmaya, marklaşmaya, Riyale hatta Rubleye döndü. Ve ekonomideki parasallaşma, fiyatları yukarı yönlü hareket ettirdi. Gazeteler şirket haberlerinden parasal hareketlere doğru, haberleri genişletti. Şirket haberleri, dünya ekonomisi derken bir sayfalar oldu iki sayfa, 3-4 derken ekler ve en sonunda bağımsız Ekonomi Gazeteleri…. Ekonomi medyası ve medyanın da ekonomisi…

O günlerden bu günlere ekonomi haberciliği kişilerin birikimleri ile gelişti. Ekonomi eğitimi alan gazetecilerle, gazetecilik eğitimi alan ekonomi köşelerinin hazırlayıcıları hep yarıştı. Uzmanlıklar “cin ve adam çarpma” ilişkisi ile açıklanır oldu. Tahminler, paraya yön veren tüyolar, kazandırırken iyi de; kaybetme zamanlarında bu zararlar “dert” haline geldi ve işten çıkarmalar kaçınılmaz oldu… Çünkü kayıplar yönetilemez hale gelince işler sarpa sarıyor, kişilere ve kurumlara saldırılar başlıyor.

Manipülasyonlar, etik dışı davranış ve haberler işletmeler için kabus haline gelmeye başladı. ekonomi köşesindeki bir haber, şirketi batırabileceği gibi avantaj da sağlayabilir. Bu konu uzmanlık gerektirirken, önce bunun eğitimini veren üniversitelerde derslere, ekonomi girdi. Sektörde de ekonomi editöründen, ekonomi sayfasına, ekonomi köşesi hatta ekonomi yazar, çizer ve muhabirlerine geniş bir yelpaze oluştu. Haliyle ekonomi köşelerinden ekonomi eklerine ve ekonomi gazeteciliğine giden zor yol açıldı, büyük bir otobana dönüştü.

1,422 total views, 0 views today

Bir Cevap Yazın