İHRACAT OLMADAN OLMAZ
24 Aralık 2015
2016’YA DAHA FAZLA BEKLENTİYLE
24 Ocak 2016

EKONOMİNİN UMUT YILI: 2016

2016 için güzel şeyler söyleyelim derken Kuzey Kore’nin nükleer deneme yaptığı haberi hem siyaset hem de ekonomi gündemine bomba gibi düştü. Zaten jeo-politik ve teo-politik riskler bizi yeterince tedirgin ederken doların yukarı hareketini izlemekteyiz. Dünya büyümesini hala gelişmekte olan ülkeler sürüklemekte. Türkiye bu hengamede 2016 için %4 rakam bazlı ama gerçekte niyeti %5 ‘i zorlamak istiyor.

Hindistan %7,5, Çin %6,5, Latinler %2,5, Türkiye %3-4’lük bir büyüme öngörüsüyle başladı. Tabiidir ki bunların da birtakım verilere dayanması söz konusu. Avrupa durgun. Petrol üreten ülkeler yavaşladı. Libya ve İran’ın üretici olarak piyasaya girmesi, mevcut fiyatların $30 seviyesinde kalmasına da engel olabilir.

İran-Suudi kavgasında Suudilerin petrol üretimini arttırma niyeti fiyatları daha da düşürebilir. Bu, sadece petrolden gelir elde eden ülkeler için yeni bir kriz demek.

Dünya ticareti yavaşlıyor. Herkes bu yavaşlamanın olumsuz sonuçları üzerine konuşuyor. Ancak bir gerçek var ki ticaret yön değiştiriyor, el değiştiriyor. Batı ve ABD merkezli ticaret başta Çin ve Hindistan olmak üzere doğuya doğru kaymaktadır. Türkiye bu ticaret yollarının ortasındadır. İhracat $140-160 milyar bandına sıkışmıştır. Oysa doymuş iç piyasadan çıkıp yeni dış pazarlara açılmanın, değer zincirinde yüksek katma değerli ürünler üretmenin ve bunu satabilmenin bir yolu bulunmalıdır.

G20 Antalya Zirvesi’nde ticaret konuşuldu ancak ticareti kısıtlayan unsurlar, önündeki güvenlik engelleri daha çok konuşuldu. Çevremizde, Türkiye’nin karayolu mesafesinde Irak, Rusya, IŞİD ve diğer güvenlik konuları ise “cambaza bak” kabilinden yer aldı. Son 30 yılın dünya ticareti verilerine bakıldığında; ilk 20 yıl %7, sonraki 10 yılda yaklaşık %3’lük bir büyümeden söz edilebilir. Bu büyüme büyük oranda doğu eksenli bir büyümedir. Avrupa ticaret verileri 2008 krizi sonrası gerilemiştir.

Avrupa Birliği ile yeniden bahar havası başladı. Açılan 17. Fasıl “Ekonomik ve Parasal Birlik” konularını kapsamaktadır. Özellikle fiyat istikrarı konusu birlik ortalamasını yükseltmesi açısından önemlidir. Türkiye isteklidir. AB yeniden çıpa olmaya devam edecek gibidir. Kamu göstergeleri açısından sorun olmamakla birlikte özellikle ödemeler dengesi ile başlayan cari açık sorunu ciddiye alınmalıdır.

Neredeyse bir yıldır beklenen FED’in faiz açıklaması gelmiş, TCMB de bu artışı ihtiyatla karşılamıştır. Faizde “bekle gör” yanlısı bir tutum sergilenmektedir. Döviz de makul sevilerdedir. Türkiye’nin 2016 gündemi “nitelikli alt yapı ve nitelikli ürün” odaklıdır. Ürün ve üretim kadar sevkiyat/ lojistik önemini koruyacaktır.

1,495 total views, 1 views today

Bir Cevap Yazın