YUNAN ATEŞİ AVRUPA’YI YAKAR MI?
2 Temmuz 2015
SAVUNMANIN MALİYETİ
30 Temmuz 2015

IŞİD ÜZERİNDEN HÜKÜMETE ÇAKMAK – illa ki “Güven”

Hükümet olmanın zayıfladığı, ya da siyasi iktidarların zayıf düştüğü dönemlerde üç şey çok öne çıkar:

  1. Güvenlik zafiyetleri artar,
  2. Nefret dili üst perdeye çıkar,
  3. Anayasa Mahkemesi vb üst hukuk kurumlarının kararları daha çok görülür olur.

Kara gün kararıp gitmez elbet. Ancak karanlığın içinden geçerken de çokça hissedilen bir durumdayız.

Çok değil üç ay önce Çağlayan Adliyesinde savcıyı rehin alan teröristler, içinde savcının da olduğu, sonu ölümle sonuçlanan bir eyleme imza attı diye başlayalım. Dünkü iki polisin evlerinde başlarına tek kurşun sıkılarak şehit edilmesi son nokta… bu arada haftada üç beş kaza, çatışma, taciz ateşine kurban giden güvenlik teşkilatı mensupları ve Suruç gibi kitlesel intihar bombacısı eylemleri…

Bombalar tek kişiyi hedef almaz. Önce o sokağı, şehiri ve bölgeyi hedef alır. Ticareti, işsizliği vurur. Yolu, barajı, iş makinalarını vurur. Yol medeniyettir. Yolu yok izi yok denir ya… sonra elektriği yok suyu yok olur. Elinle verip, ayağınla almaya bile gidilemeyecek yerler olur, yol olmazsa… Demem o ki bir toplum önce güvenlik, sonra yol; derken elektrik ve suyu da tamam olunca tam olur. Yol sisteme bağlanmaktır. Ana akıma otobana, büyük caddelere ana arterlere bağlanmak. Bundan dolayı yol yapan, baraj yapan iş makinalarına yapılan saldırıları yadırgamamak gerek. Terörün mantığında “yol”suzluk… “yol”unu buldurmamak var… kötüye ve kötülüğe “yol” etmek var.

Acaba kaç kişi canlı bombanın hayattan kopardığı gençlerin gülen resimlerine bakabiliyor? Kaç kişi Adıyaman’da uzaktan taciz ateşinde şehit olan başçavuşun resmine bakarken üzülmüyor? Evin tek oğlu. Gariban… fakirlik dizboyu, ailenin umudu. Artık yok… anne babasının evini gördünüz mü? Bizler rahat olalım, huzurlu, güvenli çalışalım diye canla başla çalışan/çatışan gençler bunlar…

Ya iki polis memuruna ne demeli? Tebessümleriyle içimizi burkan gül yüzlü gençler… ya onların yüzüne bakarken neler hissediyorsunuz? sıcak işte, açık balkon kapısı kem gözlere davetiye çıkartmış… savunmasız bir şekilde teröre, belki kendilerini en çok güvendikleri ve korunaklı hissettikleri evlerinde yakalanmış, infaz edilmişler…

Beşiktaşlı Feyyaz’dan adını alan, Feyyaz Yumuşak’ın facebookta yaptığı paylaşımdan iki satır:

“Bir çocuk büyütürsün içinde

Biri gelir zehirler gülüşüyle…”

Siyasetçi, edebiyatçı değilim ama uzmanlığım ekonomi ve finans piyasaları olduğu için, tüm bu gelişmelerin insanlarımızın ekonomik durumları üzerinde nasıl etki oluşturabileceğini görebiliyorum. Bu sayfada çok kereler “güven” kelimesinin altını defalarca çizdim. İşadamları 2015’te yatırım yapmadı. Dış ticaret %25 düzeyinde geriledi. Önlerinde kendilerine rehber alabilecekleri bir ekonomi rotası var mı? Koalisyon mu erken seçim mi olacak?

Haydi son olarak açıklanan tüketici güven endeksine bakalım. Geleceğe dair güvenle bakamayan bir hane halkından ne beklenir? Geçmiş yıllarda harcamalarını kredi kartı ve tüketici kredileriyle finanse eden hane halkı limitlerini doldurmuş durumda. Yeni krediye mecal yok… Ekonomi hala güven göstergelerini bekliyor…

875 total views, 0 views today

Bir Cevap Yazın