Türkiye Cumhurbaşkanının Birleşmiş Milletler Konuşmasının Mesajı Kime?
27 Eylül 2016
Uluslararası Çözümlerde de Dünyanın Merkezi Olmak
21 Ekim 2016

İşsizlik Rakamları, Yükselen Değerler ve Gereksiz Endişeler

Artan nüfus, yetişen genç ve dinamik nüfus ülkeler için büyük bir fırsat olmakla beraber, istihdam bir mesele haline geldiğinde ciddi sorunlara kapı aralanmış demektir. Ülkelerin yerleşiklerine iş oluşturma yeteneği kadar dışarıdan gelenlere de iş imkanı veriyor olması tartışmalara zemin hazırlamaktadır. Burada demografik hareketlilik, beyin göçü ve mültecilik gibi zorunlu halleri göz ardı etmemek gerekmektedir. Buna bir de yavaşlayan ekonomi ile dünyadaki ticaret trendlerinin olumsuz etkisi eklendiğinde iş arayanların, işsizlik maaşına başvuranların sayısında belirgin bir yükselme kaçınılmaz olacaktır.
Ekonomi teorisi 10 sene öncesine kadar %6 civarında bir işsizliği normal karşılar iken gelişmiş ekonomilerin, özellikle ABD, İngiltere ve Almanya gibi sanayi ve üretimin lokomotifi ülkelerin işsizlik oranı %8 düzeyinde idi. Şimdilerde bu oran %5-6 seviyesinde sabitlenmeye çalışılmaktadır, bu da ayrı bir inceleme konusu. Yeni tartışmalarda işsizlik rakamlarının makul ve kabul edilebilir bir seviyesinin güncellenmesi tartışma konusudur. Bu rakam şimdilik çift haneli rakam psikolojisi de göz önüne alınarak %10 rakamının altı olarak kabul edilmektedir. Okullarda verilen eğitim ise hala 1992 yılında AB ülkelerinin kendi aralarında imzalamış olduğu Maastricht Anlaşmasının bilgileri ile sınırlı kalmış durumdadır. 1992’den sonra da 10 yıl boyunca bütün zirvelerin önemli temalarından birisi “işsizlik” olmaya devam etmiştir.
AB içinde Almanya’nın %6 oranı ile yakın zamanda BREXIT ile birlik dışına çıkan İngiltere’nin %5,5 işsizlik oranı arasında çok fark görünmemektedir. ABD rakamları da bu civarlardadır. İşsizlik rakamları konusunda etrafımıza baktığımızda İspanya ve Yunanistan’ı saymayalım, çünkü bu iki ülke %23-25 aralığındadır, şu an için hedefleri %20’dir buna en yakın ülke de İspanya’dır. İtalya, Portekiz ve Fransa ise %10-12’ler seviyesindedir. %10’nun biraz üzerinde seyreden ülke işsizlik rakamı Fransa’ya aittir. Tek haneli rakama en yakın ülke Fransa’dır.
Türkiye’de işsizlik oranı, dünyadaki bu gelişmelere paralel seyretmektedir. Oransal olarak %10 gibi bir psikolojik sınır, politika yapıcılar tarafından kabul edilmiş gibi görünmektedir. İkinci çeyrek ile gelen verilerde haziran ayı işsiz sayısı 3 milyon 127 bin kişi olarak gerçekleşti. Türkiye sayı olarak yüksek bir işsiz sayısı ile karşı karşıyadır. Geçen seneye göre işsiz sayısı 247 bin kişi artış göstermiştir. Oran olarak %10,2 işsiz oranı çift hane ve psikolojik sınırın da etkisiyle yüksek bir görünümdedir. Aslında yukarıdan beri ifade etmeye çalıştığım temel husus oranın yüksekliğinden ziyade kabul edilebilirliği ve yönetilebilirliğidir. Kanaatim, korku sınırına daha vakit var yönündedir. Mayıs ayı işsizliği %9,4’tür. Buna göre Haziran ayı işsizlik rakamı %10 oranında artış göstermiştir. Tarım dışı işsizlik verisinin de %12,2 olarak gerçekleşmesi tarım dışı sektörlerde bir kan kaybına dikkat çekmesi açısından beklenmedik bir durumdur. Kış mevsiminde haliyle bu rakamın yükselmesi kaçınılmaz olacaktır.
15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı 1,7 puanlık artışla yüzde 19,4 olarak gerçekleşmiştir. Bu durum başlı başına farklı bir yöntemle, analiz ve psikoloji ile yönetilmesi gereken bir durumdur. Avrupa bölgesi bu konuda daha da zordadır. Nihayetinde sadece Türkiye için geçerli bir durum söz konusu değildir. Önlemler kapsamında genel trendler açısından bu rakam için de endişe verici ifadesini kullanmak için erkendir.
Avrupa’da genç işsizlik rakamlarına bakıldığında, %50’nin üzerindeki genç işsiz oranlarıyla en problemli iki ülke yine İspanya ve Yunanistan’dır. Portekiz ve İtalya %35 seviyesindedir. İngiltere ve Fransa %20’lerde sadece Almanya %10’un altındadır.
İşgücüne katılma ve iş oluşturma kapasitesi açısından Türkiye hala belirli bir ivme ile ilerlemektedir. Mülteci olarak gelenler bir yana; Yunanistan’dan Balkanlardan Ermenistan’a Gürcistan’a, Rusya ve Türki Cumhuriyetlerden Afrika’ya kadar pek çok işletmede çalışanlara rastlamak mümkündür. Türkiye kendi vatandaşları yanısıra dışarıdan gelenlere de iş bulma konusunda münbit bir ülkedir. Sanayi sektörünün bir verisi var ki çok dikkat çekicidir: açık iş sayısı ile yerleştirilen işgücü arasındaki oran. Bu oran hemen hemen bütün illerde yarı yarıya seyir izlemektedir. Kısacası sanayici işçi aramakta, bu talebin ancak yarısını doldurabilmektedir. İşin niteliği kadar işgücünün niteliği de önem arz etmeye devam etmektedir. Bu yönde doğru ihtiyaç belirlenerek mesleki kurslar yeniden ön plana çıkartılabilir.
İstihdam edilenlerin sayısı artarken işsizlik oranı yükseliyorsa, ya işgücüne katılım yüksektir ya da açık olan işlere dışarıdan eleman sağlanmaktadır. Buna kayıt dışı istihdam eklenmemelidir.
Geçen yıl, 2015 Haziran ayına göre 2016’da istihdam 390 bin kişi artmıştır. Tarımda çalışan 421 bin kişi azalmış diğer sektörlerde çalışan sayısı 811 bin kişi yükselmiştir. Neler oluyor? İlk olarak tarımda verimlilik keşfediliyor, tarımda çalışan sayısı azalıyor. İkinci olarak diğer sektörler gelişiyor tarımda çalışıp ayrılanlar şimdi diğer sektörlerde işe başlamış dolayısıyla 811 bin kişi için iş alanı açılmıştır. Bu çok önemlidir. Yukarıdaki verilerle birlikte değerlendirildiğinde ekonominin istihdam oluşturma kapasitesi devam etmektedir. İnsanlara “birden üşüme gelmesi” gibi bazen daha düşük bir oranın bile kabul edilebilirliği tartışmalıdır. ülkenin genel görünümü, çarşı – pazar vaziyetleri, kapanan işletmeler, komşunun üniversite bitiren çocuğunun bir türlü iş bulamayışı, işten çıkartıldığını duyduğunuz bir eş veya kardeşin bile bu rakamların algılanmasında etkisi vardır.
Bu işsizlik rakamları ürkütücü mü? Hayır, Şimdilik endişeye mahal bir durum bulunmamaktadır.

3,529 total views, 1 views today

Bir Cevap Yazın