ÜLKEMİN MİLYONERLERİ
24 Ağustos 2015
TÜNELİN UCUNDAKİ IŞIK
29 Ekim 2015

KAYNAKLAR TERÖRE GİDERSE

ABD’nin 2001 yılında, DTÖ’nün ikiz kulelerine düzenlenen saldırı ile yaşadığı büyük travma, halkın hayata bakışını önemli ölçüde değiştirmiş ve etkilemişti. O güne kadar, ülke elinde bulunan kaynakları nasıl kullanacağını planlarken, tercihleri birden değişmiş, nereye kaynak aktarılacağı belli olmuştu. 5 yıl içinde 500 milyar dolarları ulaşması planlanan ek finansman imkanları ile eğitim, sağlık ve hatta bilgi sistemleri kurulması düşünülürken kaynakların yeni adresi “terör”e karşı kullanımı olarak belirlenmişti. Dönemin ABD başkanlık seçim kampanyaları fazla bütçe imkanlarının nasıl kullanılacağı yönünde üretilen politika tartışmalarına odaklanmışken; 11 Eylül sonrasında gündem “güvenlik” olmuştu. Halk daha iyi eğitim daha nitelikli hayat için iyileştirilmiş sağlık koşullarını konuşurken “canının derdine düşmüştü.”
Türkiye’de çok mu farklı? 2007 yılına kadar savunma harcamaları en büyük bütçe kalemi olarak, bütçenin %15’ini oluştururken; 2008 yılından sonra eğitim bütçesi ilk sırada yer almaya başlamıştır. Dolayısıyla savunma harcamalarının ağırlığı miktar ve oran olarak daha alt kalemlere inmiştir. Fena mı olmuştur, hayır! Türkiye bu sayede yıllardan beri devam eden toplumun ortalama eğitim düzeyi olan “ilkokul dört terk” düzeyinden “ilköğretim altı terk” seviyesine yükselmiştir. Sağlık verilerinde dahi Dünya Bankası analistlerinin tebessümle ifade ettiği, “ortalama ömür 69 yıl ama 9 yıl niteliksiz yaşam” kısaca “yatalak” dedikleri bir düzeyden; 75 yıl ortalama ömür konuşulmaya başlanmıştır. Kaynak aktarımı ve doğru planlama insan ömrü üzerinde pozitif etkiler oluşturmaya ve daha kaliteli hayat şartları sunmaya devam etmektedir. Elbette bunun gelirle de ilgisi bulunmaktadır. Milli gelirin artması, kişisel anlamda refahın yaygınlaşması, hayat standartları, beklentiler ve tercihleri de etkilemektedir.
Bugünkü durum ise “Yeni Türkiye” konseptinden “Yeniden Güvenlik” konseptine dönüşün bir habercisi konumundadır. Türkiye, $3.000 milli gelir düzeyinden $12.000 hatta $20.000 düzeyine sıçrama ihtimalinin bedelini ödemektedir. Eğitimli ve nitelikli istihdam, üretim artışı, sanayide yapı değişimi, nitelikli Ar-Ge ortam ve imkanları toplumu dönüştüren sihirli araçlardır. Beklenen etkisi maliyetin çok ötesindedir. Demokratikleşme, sivil haklar, hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerlerin hakim kılındığı bir toplum kurgusu “güven odaklı”dır. Son terör olaylarının hedefinde bu kurgu vardır.
Terör bugün, özellikle silah sanayisi ile $1 trilyon üzerinde bir değeri yönetmektedir. Bunun finansmanı da ciddi bir ekonomik değeri hedeflemektedir. Başta uyuşturucu olmak üzere, göçmen ticareti, insan ticareti, organ mafyası, biyoloji çeşitlilik ticareti gibi yasadışı ne varsa bu alanın etkisini genişletmektedir. Kaçakçılık ise bütün bu yapıya eşdeğer bir büyüklüktür.
Türkiye bu haliyle terörün hedef aldığı ülkelerin başında geliyor. Şimdiye dek doğrudan 130 milyar, dolaylı olarak 300 milyar $’ı terör için harcadık. Bu arada yitirdiğimiz insan gücü ise önemli bir kayıp. Ordunun kayıpları kadar, yetişmiş siviller ve verilemeyen hizmet nedeniyle yitip giden üstün zekalar, değerler bütün bu gelişmelerin odağını teşkil etmektedir.
Sınır güvenliği veya narkotik bir başarı terörün ayağını kesmektedir, sınırlarda yükselen terörün hedefinin devlette boşluk oluşturmayı hedeflemesinin nedeni budur.
Bu yüzden Dağlıca tek başına bir PKK eylemi değildir…

1,629 total views, 3 views today

Bir Cevap Yazın