GÜVEN – MUTLULUK ve İŞ YAPMA COŞKUSU
8 Ocak 2015
ZENGİNLİĞİN DE FAKİRLİĞİN DE BİLDİRİMİ
5 Şubat 2015

Merkez Bankası Davulunun Sesi

Önce Merkez Bankası’nın geçmişinden kısa bir kesit. Malum Osmanlı borçlarının yönetimi dönemidir. Yönetimi derken, zamanında ve tam olarak ödenmesinden söz ediyoruz, yanlış anlaşılmasın. Osmanlı parasının İngiliz parasına karşı kurunun sabit tutulması gerekiyordu. Bu amaçla Galata bankerlerinden Alleon ve Baltazıylazi ile bir anlaşma yapılır. Bu anlaşmaya göre İngiltere ve Fransa’ya yapılacak ödemelerin kuru belirlenir. 1847 yılında Osmanlı hükümeti Galata bankerlerine Bank-ı Dersaadet adında bir banka kurmaları için izin verir. Böylece Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk defa dış ödemeleri düzenleme işi için yabancı bir banka kurulmuş oldu. Bir süre sonra da 1856 yılında İngiltere kralının bir fermanı ile İngiliz sermayeli Osmanlı Bankası “Ottoman Bank” kurulur. Merkezi Londra’dır. Osmanlı Bankasının faaliyetleri küçük miktarlarda kredi vermek, hükümete avans vermek ve bazı hazine bonolarını iskonto etmekle sınırlıdır.

Türkiye’de bir merkez bankası kurulması fikri İttihatçılara aittir. Onlar “İtibar-ı Milli Bankası” kurarak Osmanlı Bankası’nın yerini alacak bir devlet bankası kurmak isterler. 1923’te İzmir İktisat Kongresi’nde konu ele alınır. 1924 yılında acaba hazır Osmanlı Bankasını millileştirsek mi fikri de gündemdedir. O dönemde Osmanlı Bankası ile Cumhuriyet hükümeti arasında bir anlaşma yapar, Banka Osmanlı parasını yıllarca basmıştır. 1925 yılında sona erecek olan banknot ihracı imtiyazı 1935 yılına kadar uzatırlar.

Birkaç küçük(!)  şart eklenir. Bankaya Genel Müdür atanması Maliye Bakanlığının iznine tabi olacak; Bankanın Osmanlı döneminde bastığı paralar Cumhuriyet banknotlarıyla değiştirilecek.

Bu arada Merkez Bankası fikri de devam eder. İlk ciddi girişim Türkiye İş Bankası’dır. Mart 1928’de Türkiye İş Bankası Hollanda Merkez Bankası Meclis Üyesi Dr. G. Vissering’i Türkiye’ye davet eder. Vissering bir ülkenin kendi Merkez Bankasının olmasının öneminden bahseder ve bir rapor düzenler. Osmanlı Bankası Fransız iktisatçı Prof. C. Rist’i davet eder. 1930’a kadar Almanlar da davet edilir. Almanlar ekonomi olmadan merkez Bankasına gerek yok der. İtalyanlar davet edilir onlar mutlak surette bir Merkez Bankası olması gereğini belirtir.

Sonunda Merkez Bankası kanun tasarısı 11 Haziran 1930 tarihinde Meclis’ten geçerek yasalaşır. Merkez Bankasının temel amacı ülkenin ekonomik kalkınmasını desteklemektir. Bu amaçla parasal işlemler konusunda Türk parasının değerini korumak için hükümetle ortaklaşa tüm önlemleri alacaktı.

Türkiye’de Merkez Bankası fonksiyonunu yıllarca rahmetli Cemil Meriç’in “adından başka hiçbir şeyi Türk olmayan banka” dediği Osmanlı Bankası yürütmüştür.

Temel görev ve yetkiler Madde 4’te “fiyat istikrarı” olarak belirtilmiştir. “Banka, fiyat istikrarını sağlama amacı ile çelişmemek kaydıyla Hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını destekler.” İfadesi yer almaktadır.  Temel görevlerin yer aldığı  1 b) Hükümetle birlikte Türk lirasının iç ve dış değerini korumak için gerekli tedbirleri almak ve yabancı paralar ile altın karşısındaki muadeletini tespit etmeye yönelik kur rejimini belirlemek..”  olunca hükümetin kendi atadığı bir Merkez Bankası Başkanı ve bütün görevlerinde “hükümetle birlikte” ibaresi yer alan Merkez Bankasının, tek başına karar alması çok da hukuki görünmemektedir.

Bu kadar bir açıklama sanırım, hükümet kanadının Merkez Bankasına söylenmesini anlamaya yeterlidir.

2,012 total views, 1 views today

Bir Cevap Yazın