ÜNİVERSİTELERDE YENİ DÖNEM:  REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ
23 Eylül 2014
İZMİR’ in “GELECEĞE” DÖNEN YÜZÜ…
29 Ekim 2014

NEPOS ve CUMA – işçisin sen işçi kal

NEPOS ve CUMA – işçisin sen işçi kal

Yaklaşık 500 yıl kadar öncedir. Papa, yanında getirdiği gencin işe alınması, kralın maiyetine girmesi, mümkünse müdür yapılması için ısrar etmektedir. Mevzu ilerleyince yanındakinin “kim” olduğu ya da “papanın nesi” olduğu sorulduğunda “nepos” veya  “nipote” cevabı alınır.  Olay biraz daha deşilince bu neposların “evlat(!)” olduğu ortaya çıkar ki bu yazıyı ilgilendiren kısmı, günümüze yansıyan ve  “nepotizm” olarak bilinen eş, dost, akraba kayırmacılığı ile birlikte anılan kavramdır.

Ford ve McLaughlin, 1980’li yıllarda bu kavrama ilişkin çalışmaların yaygınlaşmasına katkı sağlamış kişiler olarak günümüzde nepotizmin, mevki ve konumunu  ailesi yararına suiistimal eden kişiler için  kullanıldığını alemsöylemektedir. İlk kullanıldığı dönemdeki uygulamalar papalar nedeniyle yaygınlaştığı için “işin olduğu her yerde” kilisenin etkinliği artmakta ve diğer çalışanların moralleri olumsuz  etkilenmektedir.

Anne baba  ve çocuklarla başlayan birinci derece yakınlardan uzak akrabalara uzanan “Kin selection” veya “akraba kayırmacılığı” denen durum içgüdüsel bir koruma ve fıtrattır. Her ne kadar bunu çok bilinçli ve kayırmacı bir yaklaşımla izah etmeye çalışanlar bu durumu, rasyonel ve seçilmiş bir davranış olarak kabul etseler de Webster’s Third New International Dictionary’de (1976 baskısı) Nepotizm, “iş yerinde liyakat yerine yeğen ve sair akrabalara bir takım ayrıcalıklar verme şeklinde gösterilen çaba ve kayırmacılık” olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla bir kişinin birikimi, bilgisi, tecrübe, kabiliyet, beceri ve başarısı ya da eğitim düzeyi gibi faktörler göz önüne alınmaksızın; salt kan bağı ve akrabalık ilişkileri esas alınarak istihdam ve terfi ettirilmesi anlaşılmaktadır.

Nepotizm yalnız gelişmekte olan, daha geleneksel çapraz iletişim kanalları açık olan ülkelerin veya piyasa mekanizmasının yeterince gelişmemiş olduğu ülkelerin sorunu olmayıp, aynı zamanda gelişmiş ülkelerin de sorunu olarak görülmelidir. Nitekim beş sene önceki Avrupa basınında, dönemin Fransa Devlet Başkanı N. Sarkozy’nin oğlunu üst kurul başkanı yapmak istemesi ile ilgili haberlerde “Nepotism” olgu olarak açıkça incelenmiş ve haber olarak yer almıştır.

Bu durum özel sektör işletmeler için de dikkat çekicidir. İş hayatında herşeye rağmen tercih edilmeyen bir yetenek, motivasyon sorunu yaşamaktadır. Dolayısıyla “güven” uzmanlıktan önce gelmektedir. Yazımızın diğer kahramanı “Cuma” ne kadar yeteneklerle mücehhez olursa olsun; kendisinden daha fazla “itimat ve itibar” edilen bir  “nepos” tarafından saf dışı bırakılabilecektir. “Yetenek değil itimat” yaklaşımı yetenekli bütün “Cuma”lar  için işten ayrılma riski taşısa da nepotizm, favorizm ve kronizm gibi kayırmacılık türleri bütün çalışanlar üzerinde iş stresini arttırmaktadır. Şimdi “gelir bir torpilli, önümüze  geçer…” düşüncesi çalışanlarda iş tatminsizliğine de yol açmaktadır. Üstelik bir başka handikap nepotizmin yaşandığı kurumlarda elde edilen başarıların kerametinin kendilerinden mi menkul, yoksa akrabalık ilişkilerinden mi kaynaklandığı bilinememektedir.  Başarısızlıklarda aile fertlerinin eziklik yaşaması ve başarısızlık ihtimaline karşı karar alma mekanizmalarının her kademesine müdahil olduklarına dair literatürde çok sayıda yayın yer almaktadır.

“Nepos” uygulamasının sadece aile işletmelalem2eri için tercih edilmesi halinde çalışanlarda işletmeye bağlılık, daha fazla gayretli olma ve katılımcılık gibi bazı olumlu yanlarından bahsedilmektedir. Aileden olmayan personel “Cuma”nın, ne kadar liyakat sahibi olursa olsun, işleri beklediği gibi hızlı ilerlememektedir. Haliyle çekinik ve küskünleştirilen bireyin, aynı zamanda alması gereken terfisi de engellenmektedir. “Nepos” etkisi arttıkça ve kayırmacılık hissedildikçe örgütsel bağlılık azalmaktadır.

“Nepos” bir simgedir: aileyi temsil etmektedir. İyi ve kötü ne varsa aynı zamanda aileye yazılmaktadır. Öyle ki yetersiz bir “nepos”un maiyetinde çalışıyor olmak, işin akışı ve yürütülmesinde sorunlar yaşanması aileden olmayanlar için rahatsızlık vericidir. Aile ise olumsuz gidişe bir şekilde müsamaha gösterecektir. Bir şans, bir şans daha… Ek imkanlar ve destekler, yeteneksiz “nepos”un vaziyeti kurtarması içindir. Ek finansman, ek zihinsel destek, ek PR… Abartılı imaj toplantıları, yüksek bütçeli lansman faaliyetlerinin arkasında gizlenmeye çalışılan bir şeyler vardır.

Ya Alternatif? Alternatif “Cuma”dır ancak o dışarıda tutulmaktadır. Yakın olsa bile ortam karartılmış ve çıkışlar tutulmuştur. Çığlık boğulmuş, ışıklar kısılmıştır…

Nepotizm “Kast” sisteminin Batı versiyonudur. Daha kötüsüdür: “Kast” sisteminde en azından oyunun kuralı bellidir. Neyin ne kadar edeceği bilinir, kimden ne olacağı ya da olmayacağı açıktır. Ancak “nepos” egemenliğinde, “Cuma”nın kendini göstermesi çıkışı bulması, muadil bir “nepos” olması halinde yoktur… Önce onun fikri sorulur ve onun feragat etmesi halinde diğer seçenekler değerlendirilir. Yeteneklerin, kendilerini göstermeleri ve fırsat edinmeleri bu hengamede görünmeyecektir. Cem Karaca rahmetlinin satır aralarından seslendiği “işçisin sen işçi kal!” mısrası bir kabulleniştir. Ve hanedana mensup bir seçeneğin olduğu her ahval ve şeraitte, gizli kast sistemi işlemektedir. Hele ki çalışanlar, işyerlerinin adil olmadığı yönünde bir düşünce oluşturmaya başlamışsa burada zihinsel, duygusal olduğu kadar fiili olarak da işyerinden kopuş başlar.

Kopmadan, yılmadan, kırılmadan “Cuma”nın liyakatine sadakatle bağlı kalması büyük ışıktır. O ışığın aydınlığı ülkemizdeki herkesi beklemektedir. 

Çıkış bu yöndedir…

2,197 total views, 1 views today

1 Yorum

  1. Aliye Gacar dedi ki:

    “Bir dayımız yok ki” dedirten durumun açıklaması çok güzel anlatılmış. Değerli hocamın derslerini dinlemenin verdiği özlemle yazıyı büyük bir zevkle okudum. “Cuma” maduriyeti yaşamamak dileğiyle….

Bir Cevap Yazın