Türkiye “Yeni Kapı”yı Açarken
28 Mayıs 2017
Mülteci Sandık Meğer Gelenler “İnsanmış (!)”
28 Mayıs 2017

Referandum Sonrası Türkiye’de Siyaset ve Ekonomi

“Her seçiş, bir vazgeçiştir.” denir. 16 Nisan Pazar günü Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildi. Parlamenter demokrasi varken, sembolik bir temsil makamı olan Cumhurbaşkanının bu şekilde varlığı da ortadan kalkmış oldu. Halkın oylarıyla Cumhurbaşkanı seçilmesi kabul edildikten sonra yeni durum, yetki ve sorumluluklar açısından sınırların belirlenmesi olacaktı. böylece onu da görmüş olduk. TBMM süreçlerinde MHP desteği ile halk oylamasına sunulan “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” Türk tipi olarak sunulmasıyla, beklentileri de yükseltmiştir.

Oylama tercihleri  kabinde “gizli” olarak yapılmıştır. İradesini açıklamaya kimse zorlanamaz. Ancak bu seçimde diğer seçimlerdeki kararsız seçmen yanına bir de “utangaç” ve “çekingen”  seçmen eklenmiştir. sadece seçmen cephesi değil, siyasi liderler de gruplarına tam hakimiyet sağlayamamıştır. Parti liderlerinin tercihlerinin, sandıktan çıkan sonuçlara yansımadığı bir kere daha görülmüştür. Bu sonucun daha çok “uzlaşı” ve işbirliklerinin önünü açacağı da bir gerçektir. Parti davranışını, klik ya da hizip ve dar grup davranışı olarak algılayanların siyaseti kısırlaştıracağı ve bu partilerin de eninde sonunda sandığa gömüleceği gerçeği, bu referandumda herkese bir mesaj olarak gitmiştir. Bu referandumun bir başka açıdan daha galibi, yine halk olmuştur.

Referandumun ilk günlerinde düşük bir kamuoyu desteği ile başlayan süreç, %51,4 gibi bir sonuçla Evet lehinde tamamlanmıştır. Bundan sonra gerilim konularının normalleşmesi, demokratik alanların geliştirilmesi ve hukuk sisteminin etkin bir şekilde işletilmesi sağlanmalıdır.

Ekonomiye gelince… Türkiye’nin 2017 büyüme tahmini IMF, OECD ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar tarafından %2,5 – 2,8 aralığında öngörülmektedir. Özellikle  Merill Lynch ve kredi değerlendirme kuruluşlarının “olumsuz” beklentilerinin aksine; ortaya çıkan durum tahminlerin revize edilmesini doğuracaktır. Bu da ekonomideki istenmeyen beklentilerin tersine dönmesini sağlayıp yukarı yönlü bir hareketi tetikleyecektir.

Büyümenin salt yurt içine bakan yanı yoktur. Türkiye’nin sahadaki oyuncu sayısı artmıştır. Bankacılık sektörü, Kredi Garanti Fonu, Türkiye Varlık Fonu beklentilerin yukarı yönlü düzelmesinde etkili olacaktır. 2017 bu iyimserlikle büyümede %5’i zorlayabilir. Faizler konusunda sıkıntılar devam etmektedir. Buradaki temel mesele, ucuz ve sürdürülebilir finansmana kavuşmaktır. Öncelikle bankaların düşük faizli finansmana kavuşması, kredi maliyetlerini düşürecektir. Kredi maliyetlerinin düşmesi üretim-istihdam ve talep akımını tetikleyerek, büyüme üzerinde etkili olacaktır.

Ekonominin temel güvencesi siyasi istikrardır. Yasaların bir yanı siyaseti düzenlerken; öbür yanı başta yenilik ve Ar-Ge olmak üzere rekabet, nitelikli istihdam, eğitim ve teşvik alanlarını geliştirebilmelidir. Elbette siyaset, bir an evvel referandum ile ortaya çıkan fiili durumla, kendi mecrasında akabilmelidir. Uyum yasalarının süratle TBMM’den geçmesi, siyasi iktidarın ayağındaki prangalardan kurtulması ve adil-hızlı-etkin işleyen bir hukuk düzeni, süreci beklenenin çok üstünde geliştirecektir.

3,317 total views, 1 views today

Bir Cevap Yazın