SAVUNMANIN MALİYETİ
30 Temmuz 2015
ÜNİVERSİTELER NEREYE
13 Ağustos 2015

ÜNİVERSİTELER AÇILIRKEN

Yaklaşık iki milyon öğrencinin girdiği üniversite sınavı sonucunda, 785 bin öğrenci üniversitelere yerleşti. Bu hesapla, üniversitelere yerleşen öğrenci sayısının iki katından fazlası üniversiteye girememiş oldu. Yerleşen öğrencilerin de yaklaşık 150 bin kişisi sağlık, ekonomik ve başka sosyal nedenlerle üniversiteyi tamamlayamaz ve ayrılmak zorunda kalırsa; Türkiye’nin üniversitelerine yıllık yerleşen öğrenci sayısının 600 binin biraz üzerinde olduğu görülecektir. Bu da her dört öğrenciden birinin yüksek öğretime tutunmaya çalıştığının bir göstergesidir. Emin olun bu öğrencilerin yarısı ertesi sene tekrar üniversite sınavına girecektir (2015’te bu sayı 343 bindir.).

Başka açılardan biraz daha rakamlara bakıldığında yaklaşık 40 bin kontenjanın da başta tercih edilmediği görülecektir. Kayıt yaptırmayanlara birlikte bu sayı 55 bin sınırına yaklaşabilecektir.

Bir de işin garibi şu ki tercih yapma hakkı olan 2 milyon 11 bin adaydan, sadece 1 milyon 240 bini tercih yaptı. 60 bin kadar aday YGS için başvurdu ama sınava girmedi.

Buraya kadar sayıların bize söylediği, Türkiye’de hala ciddi oranda bir yüksek öğretim ve üniversite tercihinin olduğu ve devam ettiği yönündedir. Ancak belirsizliklerin egemenliği, okumak ve okumamayla ilgili endişelerin yoğunluğu, okul sonrası ne olur konusuyla ilgili sıkıntıların hissedildiği görülmektedir. Tabiidir ki günün sonunda herkesi güldüren bir seçeneğin olmadığı anlaşılmaktadır.

Herkesi ilgilendiren kamu personeli olma ve atanma gerçeği ise bir başka can sıkıcı durumdur. Devletin istihdam yeteneklerinin sınırlı olması ise başka kaygıların kapısını aralamaktadır. Eğitim kalitesi ise bugünkü konunun dışındadır. Ancak ihmal edilmemesi gereken bir durum var ki üniversite sınavında 160 sorunun 100’ünü yapabilen öğrenci sayısı yok denecek kadar az. 30 soruya zaten dokunan olmamış.

Öğrencilerin büyük çoğunluğu 160 sorudan 40 soruya doğru cevap verebilmiş. Bu gençler üniversiteye bu düzeyi ile gelip okulu tamamlayıp atanacak; kamu veya özel sektörde istihdam edilecek ve ülke bu tablodaki sonuçtan medet umacak… Bazen “tasta ne varsa kaşıkta o çıkar” diyesim geliyor. Haksızlık etmek istemem ama ya bu sorularda bir sorun var, ya da çocuklarımızda… ama bir yerlerde bir takım sıkıntıların olduğu bir gerçek.

Temel nokta üniversite talebinin karşılanmasıdır. Okul ve okuma hakkı verilmelidir. Bu hakkı vermeden beklentileri yükseltmek, bu çocuklarımıza “okusaydın…” ile başlayan cümleler kurmak olmaz. Önce eğitim hakkı verilmelidir. Ancak ile başlayan son cümlemiz şu olsun:  “okudu da ne oldu?” ifadesine eğitimi hele ki üniversite eğitimini kurban etmeyelim.

0kul ve eğitim kişide kalıcı davranış değişikliği ve sürdürülebilir iyilikler hedefler. Bu günün eğitim sisteminden beklentilerimiz bu yüzden yüksektir.

1,035 total views, 2 views today

Bir Cevap Yazın