Enflasyon İhmale Gelmeyecek
25 Aralık 2021
25 Aralık 2021

Bitmeyen Kur, Faiz ve Enflasyon Söylemi

“Önünü kış tutmak” bir atasözü olduğu kadar aynı zamanda tedbirli olmayı da öğütler. Havalar gerçekten belirsiz. Yine de tedbiri elden bırakmamak tercih sebebidir.  Balkanlardan gelen soğuk hava dalgasının, Türkiye’nin ılıman iklim üzerine etkisi sert oluyor. Aralık ayı bütün yurtta sert kış şartları var demektir: Türkiye üşüyor

Ekonomi de  böyle!.. Bir yanda faiz – kur, öte yanda enflasyon… İhracatı teşvik, ithalatın kısılması, cari açık derken ekonomi “oluruna bırak!..” denilen bir hal alıyor ki düşük gelir gruplarının mağduriyetinin yönetildiği sürece sorun yok!.. Ekonominin değişken şartlarına alıştık ve alıştırıldık… Döviz kurundaki sükûneti dağıtmaya bazen tek bulut yetiveriyor veya bazen bir rüzgar denk geliyor bütün bulutlar dağılıveriyor. Ekonominin bozuk havasını dağıtacak en önemli etken, siyasi iradenin belirliliğidir: açıklıktır, şeffaflıktır…

Biz kendi kendimize “N’oluyoruz?” diye sorup, cevabı da kendi kendimize veremeyiz? Bu yüzden hükümetlerin bu siyasi iletişim kanalını, ekonomi iletişimi ile  belirginleştirmesi beklenir. Ekonomi karamsarlığı ve kararsızlığı sevmez. Bulutlar kolay dağılmaz. Siyasi iktidarlar ne kadar çok açık iletişim geliştirirse, süreç o kadar çok kolay yönetilir. Aksi takdirde karamsarlar ile içeride ve dışarıda puslu havayı bekleyenlerin sayısı, hiç de az değildir.

Yürütmenin başı olarak bu sorumluluk Cumhurbaşkanındadır. Onun ve ekibinin açıklamaları merakla beklenir ve izlenir. Ekonomiyi zaafiyete uğratacak hiçbir gelişmeye ve bilgi kirliliğine fırsat verilmemelidir. Ekonomi kurmaylarının açıklamaları ve bir de 2022 Bütçesi göstergeleri, Cumhurbaşkanının dış politika açıklamaları kadar önemlidir. Her bir davranış, bulutları toplayacak ya da bulutları dağıtacak etkiye sahiptir.

Türkiye ekonomisi büyük bir ekonomidir. Ancak yaşadığı sancılar hala daha tam üretim ekonomisine geçemeyişin sancılarıdır. Ülke, ileri teknoloji gerektiren bir üretim sisteminin henüz başındadır. İthalat bu yüzden hem sermaye malı hem de ileri teknoloji mallarına dayandığı için “dış ticaret, açık” vermektedir. Evladiyelik ürettiğimiz buzdolabı, TV’ler, her yıl yenilenen yüksek teknolojili cep telefonları karşısında yükte ağır pahada hafif kalmaktadır. Üretimimiz,  zamana yenik düşmektedir. İhracatın da niteliği düşük teknolojili ürünler ağırlıklıdır. Haliyle toplam üretim içerisinde %3 seviyesindeki yüksek teknolojili ürünlerin arttırılmaya ihtiyacı bulunmaktadır.

Sonuçta ihracatın yaklaşık yarısının kg değeri 1 doların altındadır. Topraktan çıktığı gibi yapılan satışın, ekonomik manadaki adı “hamallıktır”. Haliyle bir ülkenin ürettiğinden fazla döviz tüketmesi açığını daha da arttırmaktadır. İhracat miktar endeksi %20 artarken gelirin de %3-5 artması bunun en açık göstergesidir.

Açıkları kapatmak için “üretim”, üretim için “tasarruf”, tasarruf için “gelir” gerekmektedir. Türkiye’nin bölgesinde temasta olduğu ülkeler itibariyle bir gelişmişlik farkı yaşadığı açıktır. Bu da yeterli büyümenin sağlanması ile mümkün olacaktır. Bunun için üretim ve gelir dengesini yakalamak istemektedir. Bu dengenin her bozulması “yeniden borçlanmak”  daha fazla borçlanmak,” ille de “borçlanmak demektir. 

Türk ekonomisi için bahar, makul bir gelir seviyesinde, yeterince  tasarruf edebildiği, enerjide bağımlılığı aşabildiği ve ileri teknoloji gerektiren ürünleri üretebildiği gün gelecektir. Bugünler, ekonominin mekanik olmayan yapısını yönetmek için, yeterli ve gerekli kararların alındığı günlerdir. Öncelikle üretimin devam etmesi ve yeni teşebbüs gücünün sisteme girmesi,  istihdam ve talep oluşturma açısından önemlidir.  Topyekün kalkınmanın temeli budur.

Her gün “dolar kaç oldu, faiz ne kadar” soruları, sağlıklı bir ekonomi için uygun değildir. Dolar bir göstergedir. Üretim konusu ve “neyi ürettiğimiz?  konusu daha önemlidir.

 11,864 total views,  15 views today

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.