CDS deyince derhal pozisyonlar sorgulanır oldu… Öyle ya 800’lerden başlayıp 250’lere inmek, büyük yolculuk… Son iki haftanın yükselen ateşi ile 325 sınırına kadar gitse de dönüş yeniden 200’lere doğru olacaktır. Piyasalar hassas: her çıtırtıda ürperen serçe gibi. Türkiye de konumu gereği sadece ekonomik verilerle karar alınan bir ülke değil. Etrafımızda olup bitenler, jeopolitik gerilimler, yeni ticaret ve gümrük tarifeleri, askeri ve ticari birlikler, enerji maliyetleri…vs vs… Her bir gerilimin ekonomiye yansıyan bir yanı ve maliyeti, bir de bedeli var.
OECD Mali Eylem Görev Gücü (FATF) 2024 Haziran’ında, Singapur’da toplandı. “Gri liste” olarak tabir edilen “artırılmış izleme sürecinden” Türkiye’yi çıkardı. Türkiye’nin 50 maddelik ev ödevinde sonuncu madde “dijital varlıklar” ile ilgili düzenleme idi; o da yapılmış oldu… Kara paranın aklanması ve terörizmin finansmanının engellenmesine yönelik alınan kararlar ve eylem planı bu süreçte etkili oldu.
Kripto yasası geçti. Böylece Türkiye dijital varlıkların kayda geçirildiği bir ülke oldu. Hem de ilk ülkelerden biri denebilir. Türkiye kripto para aleminde, yatırımcı sayısı artmaya devam eden bir ülke. Nüfusuna göre % 19,3 oranı ile Türkiye, dünyada bu varlık sınıfına sahip 3. ülke konumunda bulunuyor. Ülkede çok ciddi bir yatırımcı da var. Şüphesiz vergi/ gelir kısmı da konuşulacaktır. Böylece kara para ile ilgili bir adım daha atılmış olacaktır.
Piyasalar dalga dalga olmuş Singapur’dan gelecek haberlere odaklanmıştı. Sonunda, Türkiye’nin “gri listeden” çıkıp çıkmayacağı ile ilgili bekleyiş 28 Haziran 2024 Cuma günü olumlu sonuçlandı: Singapur toplantısında, Türkiye’nin gri listeden çıkarılması kararını alındı. Listedeki diğer ülkelere bakınca ‘Türkiye’nin bu listede işi ne?” dememek olmaz. Zaten orada olmayı da hak etmiyordu’ Elbette bu durum yatırımcılar ve iş dünyası açısından önemli bir sonuç. Sevindik de… Hele ülke olarak son bir yıldır uygulanan sıkılaştırıcı politikalardan sonuç alındığını görmek daha önemli. Bunu yabancı finans çevreleri de olumlu karşılamıştır.
Bunu kredi derecelendirme kuruluşlarının 19 Temmuz 2024’ten itibaren birbiri peşi sıra yapacak oldukları Türkiye’nin kredi notu ile ilgili değerlendirmeler izledi. Moody’s Türkiye’nin kredi notunu iki kademe artırarak ‘B3’ten ‘B1’e yükseltti, kredi notu görünümünü ‘pozitif‘ olarak korumuştur. En azından bu iyi haberler, “çöp ülke” formundan, biraz biraz yatırım yapılabilir ülkeye doğru ilerlemeyi göstermiş oldu. Yetmez ama bu notlar da kesinlikle Türkiye’nin hak ettiği ölçülerde değil.
Bilinmeli ki uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının (Moody’s, S&P ve Fitch) görünüm değerlendirmesinde Türkiye, “yatırım yapılabilir ülke” konumundan epey uzak durumda. Ancak not artışlarıyla Türkiye biraz yol aldı. Ekonomi politikalarındaki uygulamalardan sonuç alındıkça, bunun içeride ve dışarıda olumlu yansımaları görülecektir. Fakat olayı sadece para politikası çerçevesinde değerlendirmek, yatırımcılar açısından eksik kalır.
Burada bir CDS bilgi notu da geçmeli: CDS oranının 250 civarında puanlanmasını yüksek bulurken, bayram öncesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile başlayan süreçte riskin 325 puana kadar yükselmesi yeni bir maliyet unsuru olarak görülmelidir. Haliyle borçlanma maliyetleri artacaktır. Artık yatırım kuruluşlarının da alabildiğine temkinli olduğu bir seviyede hareketler gözlenmektedir. En riskli olan ilk sırada Mısır (560), sonra Türkiye ve bizden sonra daha düşük olanlar Güney Afrika (210), Brezilya (190), Ortadoğu’yu cehenneme çeviren İsrail (90), Hindistan ve Endonezya (90) gelmektedir. Türkiye’nin rakamı kabul edilebilir bir seviye değildir. Bu anlamda etkin bir ekonomi iletişimine ihtiyaç bulunmaktadır.
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde CDS için 100’lü seviyelerin altı uygundur. Bu durum yatırım iklimini canlandırır. 3 Nisan 2025’te açıklanan enflasyon verileri yılın ilk 3 ayında %10 seviyesine gelindiğini göstermektedir. Hükümetin enflasyonda düşüş için takvim olarak öngördüğü dezenflasyon süreci yavaş ilerlese de 2025 hedefleri için hala umut vardır. TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi de %30’un altında bir değer olarak yer almaktadır. 2023 yılında aylık olarak Temmuz ve Ağustos enflasyonu sırasıyla % 9,49 ve %9,09 olarak gerçekleşmişti. Her iki ay büyük ümitsizliklere sebep oldu. Şimdi gelinen noktada aylık olarak gerçekleşecek %2 altındaki veriler beklentileri desteklemektedir.
O bakımdan önümüzdeki günlerde, ABD’den gelen yeni gümrük tarifelerinin de etkilerinin görüleceği bir dönem olacaktır. Tehdit ve fırsatlar iç içedir. Türkiye’nin enerji maliyetinin cari açık üzerindeki etkisi bilinmektedir. Her 10 dolarlık bir hareket cari açıkta 4 milyar dolarlık bir etki oluşturmaktadır. 2025’in başında 85 dolar olarak fiyatlanan petrol, şimdilerde 65 dolara kadar inmiştir. Bu durum fırsata dönüştürülebilir. Kurlardaki yatay seyir, uygun hammadde ve yarı mamul temini bakımından üretim konusunda canlandırıcı etki oluşturabilir.
Gıda ‘nın enflasyon sepetindeki payı 1/4 seviyesindedir. Gıda arz ve güvenliğine yönelik, gıdanın fahiş fiyatlandırılmasının önüne geçecek adımlar atılmalıdır. Toplam tarım alanlarının ekilip dikilen kısmı, yarının da altına düşmüştür. Dolayısıyla gıda enflasyonunun arka planında üretim yetersizliğini de görmek gerekmektedir. Üretim teşvikleri arzdan kaynaklanan fiyat dengesizliklerinin önüne geçmede etkili olabilir. 2025 dalgalanmalara eşlik etse de yıl sonu enflasyonunun %30’un altında gerçekleşmesi zor değildir.