G 20 RÜZGARI
19 Kasım 2015
“FED” NİHAYET
17 Aralık 2015

(içimizdeki ve dışımızdaki) RUSLARLA DANS

Tarih boyunca “komşu” olmak durumunda kaldığımız bir ülke ile bugün yeniden komşuluğu tartışmaya başladık. Çok savaştık, yendik-yenildik ama hep sınırlarda var olduk. Bundan ilhamla özellikle 1980’lerin sonrasında oluşan yeni dönem etkin Sovyetler Birliği modelini azalttı. Gorbaçov ile çözülen SSCB’den yeni bir Rusya federasyonu ya da Bağımsız Devletler Topluluğu üretildi. Son devlet başkanına “Yeni Çar” diyenler oldu. Tarzı olan, batıya karşı bir tutum sergilerken bile  tarihi Rus tezlerine yakın kararlar alan bir Çar.

Güç odaklı, özellikle silahlanma konusunda öncelikleri olan bir Rusya doğdu. Henüz 15 yıl öncesinde “morotoryum” ilan etme durumunda olan bu ülke iki sene öncesinde 550 milyar dolar döviz rezervleri ile göz kamaştırmaktaydı. Ancak ne olduysa önce Gürcistan, arkasından Ukrayna sorunları ile aldığı pozisyonun faturası yüksek kesildi. İçeride göz açtırmadığı ve adeta yok ettiği muhalefet “La-yüs’el” /“sorgulanmaz” bir başkanı ortaya çıkarmış oldu.  Düşen petrol fiyatları ile bugünkü rezerv düzeyi 360 milyar dolar civarındadır. Yaklaşık 200 milyar dolar rezerv kaybı Rusya’yı engellemektedir. Türkiye’nin toplam rezervinin 100 milyar dolar olduğu düşünülürse ekonomiler arasındaki farkın önemi ve durumu dikkat çekicidir.

Gerilim ile acaba petrol fiyatlarında bir yükseliş mi hedeflenmektedir? Rusya, petrol fiyatlarındaki düşüşün ekonomik sınırlarındadır. Daha da bir düşüşe tahammül yoktur. Çünkü Anglo-Sakson politikaların etkileri yavaş ve uzun vadede alınsa da çoklukla sonuç alıcı olmaktadır.  Bu gerilim nereye kadar devam eder bunu görmek için çok zaman gerekmeyeceğini düşünmekteyiz. Sonuçta gerilim de tarza yansımaktadır. Ekonomik büyüklükler bu kadar farklıyken kırılganlıkların maliyeti ortadadır. Ruslarla Almanların kardeş olduğunu söyleyen Prof. Dr. Geybulla Geybullayev, AB ve ABD’nin politikalarında Rus tezlerinin Almanya üzerinden servis edildiğini anlatırdı.

Bir de “Avrasyacılık” var tabii. Rusya ve Türkiye’nin dahil olduğu bir birliktelik. Rus jeopolitiği, SSCB’nin dağılma yıllarından sonra ve yeni koşullarda başlayan Aleksandre Dugin’in Avrasyacı fikirleri ve öngörüleri istikametinde kendine Ortadoğu’da yeni bir mecra, yeni bir iktidar alanı ararken Türkiye ile birlikte idi. Rus Avrasyacıların, 90’lı yılların Türkiye’sinden 2000’lerin Türkiye’sine geçişi dikkatle izlemekteydi. AK Parti bu anlamda hem batı hem batı karşıtı tezlerle Türk Avrasyacılığını şekillendirmekteydi. Akkuyu Nükleer santrali ve G20’nin sıcak temas ortamları, yerine gerilime bıraktı.Bu son olaylar bu tez için de bir tehdit oluşturmaktadır.

Rahmetli Turgut Özal zamanında üretilen Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün ana amacı bölgesel istikrarı korumak ve istikrarı bozucu olaylara fırsat vermemek üzerine kurulmuştu. O da rahmetliden sonra akamete uğrayan çabalar olarak tarihteki yerini aldı. Rusya’nın Ekim ayında Suriye’ye operasyon düzenlemeye başlaması, dış politikada karşıt kutuplarda yer alan iki ülke arasındaki derinliği keskinleştirmiş; ancak ekonomik açıdan iki büyük ortak olan Türkiye ve Rusya’nın ilişkilerini sekteye uğratmamıştı. Gel gör ki Bayır-Bucak bölgesinin hedef alınması, Kürt koridoru ve IŞİD’e destek imaları gerilimin öncüleriydi. Düşürülen uçak, tuzu biberi oldu.

Düşürülen Rus uçağı, Rusya için bir imaj kaybı gibi görülse de “sınır” anlamı taşımaktadır. Tehditler ülkeleri taşımıyor. Yeniden Kars-Ardahan ve Boğazlarda hak talep eden bir Rusya görüntüsü farklı biçimde ortaya çıkmıştır… Türkiye’nin izlediği yol akılcıdır; muhataplar ise istediği yeri bombalama hak ve yetkisini elinde tutan bir “güç” pozisyonundadır.

1,116 total views, 1 views today

Bir Cevap Yazın