ZENGİNLİĞİN DE FAKİRLİĞİN DE BİLDİRİMİ
5 Şubat 2015
YÖNETEMEMEK ve YÖNETİLMEME MALİYETİ
26 Şubat 2015

“Yüz Karası Değil, Kömür Karası”

Madenlerimizde yaşanan büyük ve elim facia sonrasında yeniden gözler madenler, yeraltı kaynakların etkinliği ve enerji ihtiyacına çevrildi. Türkiye gibi ülkelerin büyük oranda enerji bağımlısı olması, gelişme durumundaki sanayinin de enerji ihtiyacı şartları zorlamaktadır. Bir yanda artan enerji talebi öbür yanda cari açık baskısı ekonomi yönetiminin kararlarını etkilemektedir. Neredeyse cari açık miktarına eşdeğer enerji ithalatı kurmayları zorlamaktadır.

Dünya büyük oranda temiz enerji söyleminin de gelişmesiyle doğal gaz kaynaklarına yönelmiş durumda. Dünya kömür tüketimi toplam enerji kullanımının %25’i düzeyindedir. Doğalgaz kullanımı ise %12’lerden %27’ye tırmanmıştır. Eğilim, kömür kullanımının azaltılması yönündedir. Ancak kömüre dayalı enerji üretimi maliyeti, doğalgaz ve rüzgar santrallarına göre yarı fiyatlarda olduğu için kömür santralleri önemini sürdürmektedir. Özellikle Çin ve Latin Amerika’da enerji talebi kömür santrallerinden karşılanmaktadır. Latin Amerika ve Asya pasifikte kömür kullanımı ülkeden ülkeye beş kat artarak devam ediyor

Sanayinin temel girdilerinden olan enerji, ulusların kalkınmalarında ve refaha ulaşmalarında büyük önem taşımaktadır. Sanayileşme ve kalkınma yarışında enerjiye en avantajlı hammadde ya da kaynaktan ulaşmak önem kazanmıştır. Bunun için yerli yabancı kaynaklar seferber edilmiştir. Halen enerji üretimi için İthal ve yerli kömür kullanımında toplam enerji üretiminde %20 yerli, %10 yabancı  kömür kullanılmakta ve birincil enerji buralardan temin edilmektedir.

Ülkemizde, şüphesiz elektrik enerjisi üretiminde, yerli kömür kaynaklarımıza öncelik verilmesi gereklidir. Maliyet ve enerji güvenliği açısından bu bir zorunluluktur. Kesintisiz temin konusu risklidir. Enerji güvenliği bakımından diğer kaynaklara göre daha avantajlı konumda bulunan kömür, bu özelliği nedeniyle dünyada elektrik üretiminde en fazla kullanılan yakıt durumundadır. Ülkemizde, çok sınırlı doğal gaz ve petrol rezervleri olmasına karşın, ülke geneline yayılmış önemli linyit yatakları bulunmaktadır. Bu durum santrallerin de yayılmasında önemlidir.

Yıllar var ki kömür ihmal edilmektedir. Aramalar sonucu yeni kömür yataklarının bulunup geliştirilmesi mümkündür. Madencilik kırsal alanlarda yapılmakla birlikte, ekonomik, toplumsal ve kültürel eşitsizlikleri giderici etkisi ve dışsal fayda sağlama kapasitesi yüksektir. Faaliyetlerin gerektirdiği yol, su, elektrik, haberleşme gibi alt yapı ihtiyacı madencilik yapılan bölgeye getirilmesi ile söz konusu bölgede belirli düzeyde bir altyapı tesis edilmektedir. Söz konusu altyapı, kalkınmanın da temel unsurudur.

Kömür madenciliği istihdam ağırlıklı bir sektördür. Bu niteliğiyle de bölgeler arası göçü sınırlayıcı niteliktedir. Kömür madenciliğinin doğrudan istihdam yaratma kapasitesinin yanında, kömüre dayalı diğer bölgesel sanayileri de geliştirmek suretiyle dolaylı istihdam yaratma özelliği de bulunmaktadır. Büyük ölçekli kömür madenleri, yapıldığı bölge için önemli bir gelir kaynağı durumundadır.

Kömürün stoklanabilmesi kaynak kullanım planlaması bakımından kolaylık sağlamaktadır. Kömür santralları iklim koşullarından etkilenmeden yıl boyunca durmaksızın çalışabilmektedirler. Kömür kullanımına ilişkin olarak, son yıllardaki araştırma geliştirme çalışmaları ile, çok düşük ya da sıfır emisyonu kabul edilebilir maliyetlerde sağlama konusunda önemli mesafeler alınmıştır. Sürekli gelişmekte olan temiz kömür teknolojileri, kömürün çevresel performansını artırma bakımından bir dizi seçenek sunmaktadırlar. Söz konusu teknolojiler vasıtasıyla, emisyon ve atıkların azaltılması mümkün olmakta, kömürden elde edilen enerjinin verimliliği artmaktadır.

Son söz olarak Ülkemizin ihtiyacı olan enerjinin, yerli kaynaklarımızdan karşılanması öncelikli hedef olmalıdır. Doğal gaz ağırlıklı enerji politikaları gözden geçirilmelidir. linyite dayalı termik santral projeleri süratle devreye alınmalıdır. Çevreye duyarlı ve daha az zarar veren kömürlerle çalışılması şarttır. İthal kömürlerle rekabet koşullarının oluşturulması amaçlarıyla temiz kömür teknolojilerinin kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.

Hükümetin de Öncelikli Dönüşüm Programı Eylem Planı’nda İthalata Olan Bağımlılığın Azaltılması Programı kapsamında Yerli Kaynaklara Dayalı Enerji Üretim Programı gündemlenmiştir.

1,168 total views, 2 views today

Bir Cevap Yazın