Merkez Bankası Davulunun Sesi
22 Ocak 2015
“Yüz Karası Değil, Kömür Karası”
12 Şubat 2015

ZENGİNLİĞİN DE FAKİRLİĞİN DE BİLDİRİMİ

Bu yazımızda mal bildirimini gündemlemek istedik. Hep merak etmişimdir. Bir zenginlik var üretilen ama paylaşımda dağılımı eşit olmayan… Ülkelerin zenginleri, şehirlerin zenginleri, köyün zengini hep göz önündedir. Yedikleri içtikleri bir yana giyimleri ve eğlenceleri de hep izlenir. Bazen evveliyata gönderme yapılır, “biz onun ne hallerini biliriz diyerek” bazen de merakla izlenir “bu değirmenin suyu…” diye başlayıp şüpheyle karşılanır.

Dünya milyarderlerinin toplam serveti, 7 trilyon dolara yaklaştı. Bu büyüklük Japonya ve Güney Kore’nin toplam milli gelirinin üstünde bir rakam. 2014’te dünyadaki milyarder sayısı yüzde 222 artarak 2869 kişiye ulaşmış. İsimler hep bilindik. Yeni biri yok listeye eklenen. Sadece üç büyük zenginin varlığı 52 milyar dolar artmış. Bu üç zenginin serveti  244 milyar dolar ki bu rakam Türkiye milli gelirinin üçte biridir. Bu üç zengin için son sözümüzü söyleyip, 2014’te dakikada 100 bin dolar ile gelirlerine gelir eklediler deyip bu konuyu kapatalım

Kazanç desteklenmesi gereken, kişilerin ve toplumların sağlıklı yürümesine yol açan bir unsur. Üretim ve istihdam bu anlamda toplumun daha huzurlu gelişebileceğinin göstergesi. Muhtaç olmak, ele bakmak zaten bu yüzden pek iyi bakılmayan konular arasındadır.

Zenginlik olsun, kazanç olsun, iş arayan değil iş veren olunsun da bir noktada gelir kaynakları sorgulanmaya devam etmektedir. Bu yüzden emeği, bilgisi ve alınteri ile edinilen kazancın kutsandığı kadar; haksız kazanç, sebepsiz zenginleşme de şüphe ve hukuksuzluğu çağrıştırmaktadır. Bu yüzden kamu personeli, şirket ortakları, borçlular ile ilgili özel mal beyanı bildirimi konuları kanunlarda düzenlenmiştir. Kamu görevlilerinin belirli zamanlarda mal bildiriminde bulunmak zorunda olması, süresi, hangi malların beyana tabi olduğu ve ne tutardaki mal varlığındaki artış ve azalışların bildirime konu edileceği hususları ilgili mevzuatlarla düzenlenmiştir.

Mal Beyanının hukuki dayanağı, 3628 sayılı “Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu” ile bu Kanuna dayanılarak çıkarılan Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkında Yönetmeliktir. Adından da anlaşılacağı şekilde hem bildirimde bulunma hem de rüşvet ve yolsuzlukla mücadele vurgusu yer almaktadır. O halde rüşvet ve yolsuzlukla mücadele için hazırlanan bu düzenleme kapsamında; ilgili kişilerin mal bildiriminde bulunması, bildirimlerin yenilenmesini, mal edinmelerin denetimiyle, haksız mal edinme veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunma hallerinde uygulanacak yaptırımlara da yer verilmiştir.

Kamu görevlileri, seçimle gelen yöneticiler, noterler, THK ve Kızılay gibi kamu destekli derneklerin yönetiminde yer alanlar, şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri, meslek odaları yönetim ve denetiminde yer alanlar, siyasi parti genel başkanları, vakıf – kooperatif birlik başkanları, genel müdür, yeminli mali müşavir, gazete sahipleri, sorumlu müdür ve yazı işleri müdürleri, sendika yöneticileri gibi kamusal ve idari sorumluluk taşıyanlar mal beyanı vermek zorundadır.

Hediyelerin de bir tanımı yapılmış ve sınırlama getirilmiştir. Türk uyruğunda olmayan herhangi bir gerçek veya tüzel kişi veya kuruluştan, aldıkları tarihteki değeri on aylık net asgari ücret toplamını aşan her hediye veya hibe niteliğindeki eşyayı, aldıkları tarihten itibaren bir ay içinde kendi kurumlarına teslim etmek zorundadırlar.

Mal bildirimleri konusunda en ilginç örneklerden birisi şüphesiz iki Almanya’yı birleştiren ve yüzyılın lideri olarak anılan, Almanya’da Hristiyan Demokrat Partinin (CDU) 25 yıl genel başkanlık görevini yapan Helmut Kohl’ün, partisine aldığı yasadışı para bağışı skandalıdır. Bu yüzden Kohl, partisinin hem onursal başkanlığı hem milletvekilliğini kaybetmiştir. Sebepsiz zenginleşme, kaynağı belli olmayan gelir, haksız kazançlar kişilerin olduğu kadar kurumların da başını ağrıtmaya devam etmektedir.

1,373 total views, 1 views today

Bir Cevap Yazın