ENERJİMİZİ NEYE VERMELİ?
28 Mayıs 2015
YEREL ALTIN: ZEYTİNYAĞI
25 Haziran 2015

EKONOMİNİN SİYASETLE VALSİ

Dolar 2002 seçimleri öncesinde yüzde 35 artmıştı. Seçimden sonra oluşan iyimserlik ve tek parti iktidarı, on gün sonra kurun yüzde 15 düşmesine yol açtı. Bu ani düşüşün arkasında yatan neden ekonomideki iyimser beklentidir. Buna yönetimin, umut vadeden ekonomiye dair açıklamaları da eklenince doların geri sayması kaçınılmaz oldu. Ancak dönem konjonktürel olarak da sıkıntılıydı: bir yanda Irak’ta yaşanan belirsizlik, öte yanda Libya’dan Cezayir’e ulaşan “bahar rüzgarları” güneyimizde büyük bir istikrarsızlığın habercisiydi. Türkiye’nin yanı başındaki ülkelerdeki yangından kiminin ateşi, kiminin dumanı, kiminin de kaçanı bize kadar ulaşmaktaydı. Haliyle bu durum hükümetin politika üretmede elini kolunu kısıtlamaktaydı…
2002 seçimlerinde siyasi aktörlerin alayı değişti ancak belirleyici olan küresel gelişmelerdi. Özellikle Irak ile başlayan bölgesel istikrarsızlık sorunu hala daha devam etmektedir. Dış alemdeki belirsizlikler bazen içerdeki alınan önlemleri de etkisizleştirebilmektedir.
Türkiye için ana konu büyümedir. Haliyle üretim ve istihdam onu takip edecektir. Büyüme konusu bugünlerde gene gündemde. Bir kez daha ülkenin büyümesi yönünde irade koymak önemli hale gelmiştir. İşsizlik, özellikle genç işsizlik ciddi rakamlara ulaşmıştır. Bu yüzden üreten ekonomi ile ilgili önlemler seçim sonrasının önemli gündemleri arasında yerini alacaktır. Bu konuda bilgi ve imkanların yeterli; ancak beceri konusunda ise birtakım sorunlar yaşandığı bir gerçektir.
Son yıllar ve destek programları sayesinde imalatçı KOBİ’ler ile Kadın Girişimciler’in ekonomiye kazandırılması ekonomik büyüme açısından önemli olacaktır. Burada en önemli faktör KOBİ’lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması için yapılacak düzenlemeler ile ilgilidir.
Seçim konusunda kritik konulardan birisi seçim vaatleriyle ilgili olanıdır. Bu vaatler zaman zaman geçici ya da palyatif çözümler içerebilmekte; zaman zaman da “bol keseden” dağıtım biçiminde gelişebilmektedir. Eski başbakanlarımızdan sayın Süleyman Demirel’in, dönemin iktidar partisine, başbakana hitaben, tütün baş fiyatını açıklarken söylediği “onlar ne verirse ben 5 TL fazlasını vereceğim” sözü hala davranış ve söylem olarak hafızalarımızdadır. “verme” ya da “paylaşma” üzerine kurulu düzenin elbette bir sonu vardır. Hakkaniyet ölçüsünde dağıtım, üretimi çoğaltmak aciliyeti olan hatta öncelik sırasında başta olan bir husustur.
Türkiye üretim konusunda becerisini ispatlamıştır. Ancak hukukun üstünlüğü ve uluslararası normlarda bir üretim mekanizmasını geliştirme, adaleti egemen kılma ve insani gelişme konusunda hala daha yapıcı adımlar atma ihtiyacı içindedir. Seçimlerin bize bu fırsatı sağlayacağı ve sağduyunun egemen olacağına inanıyorum.

1,369 total views, 1 views today

Bir Cevap Yazın