Bu Enflasyon Seviyesi Ticarete Mani
26 Kasım 2018
Çin – Amerika Ticaret Savaşları Derken
9 Aralık 2018

Yıl bitiyor. Zor bir yıl geçirdik. Ekonomide göstergeler sürekli ve düzenli “nabız almak” gibi üst üste geliyor. 15 Kasım itibariyle AB İlerleme Raporu ve Moody’s ‘den gelen büyüme rakamları da bunlara eklenince; dış ticaret, cari açık ve işsizlik verileri de ikinci planda kalmış oldu. Peki, bütün bunlar ne anlama gelmektedir?

AB İlerleme Raporlarının uzun süredir tek vurgusu OHAL, hak ihlalleri ve devam eden,  bitmeyen, uzun süreli mahkemeler üzerineydi. OHAL, yeni sistemle birlikte kaldırıldı. Moody’s de diğer sıfırcı kredi derecelendirme kuruluşları gibi büyüme rakamları konusunda oldukça temkinli davrandı. 2018 için %1,5 büyüme, 2019’da ise %2 küçülme öngördü. Elbette ekonomi beklentilerin yönetimidir. Geleceğin doğru fiyatlandırılması, rakiplerin sadece bugünkü değil gelecekteki davranışlarının da öngörülmesi önemlidir. Hele ki tedarikçilerin pozisyonlarını, yeni ürünleri izlemek hep doğru beklentiler geliştirmek üzerinedir.

Ancak şu da bir gerçek ki son 5 yılda sıkça gördüğümüz gibi kredi derecelendirme kuruluşlarının bir yıl içinde 3 defa Türkiye ile ilgili büyüme verilerini revize ettiğine de şahit olduk. İnanıyorum ki 2019 için üretilen bu veriler de daha çok revize edilecektir. Siyasi iktidarın bu durumda almış olduğu pozisyonlar da önemlidir. Geçen sene başından itibaren hükümetin açtığı birbiri peşi sıra gelen teşvik ve destek sistemi de ekonomideki göstergelerin iyileşmesi ve görünümün olumluya dönmesinde etkili oldu. Bu konuda mali disiplin konusunun hakkını vermek lazımdır.

İşsizlik rakamları konusunda yine çift haneli rakamların başına demir atılmış durumda. %10-12 arasında rakamlar standart hale geldi. Kasım ayında açıklanan Ağustos 2018 işsizlik rakamları da %11,1 olarak gerçekleşmiş durumda. Bu rakamlarda imalat sanayi istihdamının 253 bin kişi arttığını görmemiz sevindiricidir. Sanayinin dişlileri dönmeye devam etmelidir, etmektedir. 2017 yılında 1.100 bin kişiye istihdam sağlanabilmiştir. 2018 bildiğimiz nedenlerden dolayı yavaş gelişmektedir. Açıklanan rakamlar bunun yarısı kadardır.

Cari açık rakamları da geldi hafta başı itibariyle. Yıllardan beri üst üste iki aydır cari fazla verilmektedir. Ekonominin son girdiği türbülanstan sonraki bu hamlesi dikkate değerdir. Cari açık diye diye şimdi de cari fazla konuşur hale gelmek; imalat sanayindeki istihdam artışı ülke ekonomisi için kayda değer göstergelerdir. Ağustos ve Eylül dönemine ait cari fazla 3,7 milyar dolara ulaşmış durumdadır. Teknik olarak Nisan Mayıs aylarında 6 milyar dolar civarında cari açık çıkarken, şimdilerde cari fazlayı konuşur olmak çok önemlidir. Aradaki fark 15 milyar doları aşmış durumdadır.

2017 pek çok iyimser göstergelere rağmen yıl sonunda kaynağı belli olmayan (NHN) 3 milyar dolar kadar çıkışların da gözlemlendiği yıl olmuştur. 2018 yılı için ise 17 milyar dolar kadar ekonomiye girişler bulunmaktadır. Merkez Bankası kalemlerinde yer alan bu durum  en azından ekonomiye “görünmez kalemlerden” de olsa kaynak girişi olduğu dikkate alınmalıdır.

ABD’nin 2008 krizi ile birlikte piyasaları fonlamaya başlamasının ardından yaşanan dolar bolluğunun, FED faizleri ile birlikte geri çekilmeye başlanması ülkeleri zora sokmuştur. Faizler aynı zamanda Amerikan ekonomisi için de bir risktir. Haliyle enflasyonist baskıyı kimse istememektedir. Önce FED piyasaları dolara boğarken, sonrasında Avrupa Merkez Bankası’nın Euro genişlemesi sert geçişi hafifletmiş ancak borçlu ülkeler sorunu devam etmektedir.

Nitekim İtalya %132 olan borç seviyesini %129’a indirmenin mücadelesini vermektedir. Bütçe teklifi Avrupa Komisyonu tarafından reddedilse bile aynı rakamlarda ısrarcıdır. Haliyle hiçbir ekonomi rahat değildir.

İşsizlik oranları kadar işsizlik maaşına başvuranlar, dönen çek senet sayısı, kapanan açılan şirket sayıları da bu sürecin anlamlandırılmasında önemli olacaktır. Türkiye faiz oranlarını yükselterek ekonomiye bir hat çizmiş oldu ama bu hattın yeniden düzenlenmesi şarttır. BU faiz seviyeleri üretim için oldukça yüksek bir seviyedir. Enflasyon için de istenmeyen bir durumdur.

Türkiye, 2017 yılında, Dünya Bankası’nın İş Yapma Kolaylığı endeksinde 17 basamak yükselerek 190 ülke arasından 43’üncü sıraya yükseldi. Bu da üretimin kapılarını daha fazla açmanın bir yolu olacaktır. Her ekonomik gösterge ülkemize birer ev ödevi niteliğindedir. Önemli olan farkındalık ve yapılması gerekenlerin yapılmasıdır.

 

151 total views, 13 views today

Bir Cevap Yazın