Faizler İnecek Derken Neler Oldu?
25 Aralık 2021
Bitmeyen Kur, Faiz ve Enflasyon Söylemi
25 Aralık 2021

Enflasyon İhmale Gelmeyecek

Bunun böyle olacağı belliydi… Enflasyon gelişmiş ülkelerin de sorunu olmaya başladı. ABD %6 seviyesini, Euro bölgesi de %4 ‘ü geçti. Gelişmekte olanlar veya kırılganlar için %6 kabul edilebilir olmaya başladı. En kötüsü Brezilya: +%10…

Dünya, 2008’den bu yana üstüne yüklenen gerilimi önce maliyet artışı, özellikle petrolden kaynaklanan fiyat artışı; öte yandan pandemiyle de fiyatları tetikleyen bir enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki azalmayı yönetemez hale geldi.

2008’de ne olmuştu? Dünya Mortgage krizi olarak başlayan krizi, bir gayr-ı menkul krizi olarak yaşadı. Yarım kalan projeler, satın alınan mülklerin ödenemeyen borçları, işsizlik ve ekonomilerde büyük borç krizi.

Çözüm önerisi olarak yine merkez bankaları devreye girdi. Büyük oranda parasallaşmaya giderek piyasaları paraya boğdular. 2008 krizi öncesi 7-800 milyar dolar seviyesindeki FED bilançosu ve aynı seviyelerdeki ECB bilançosu coşturuldu. Piyasalarda bir anda 4 kat hem dolar hem de Avro sürüldü. Avrupa ve ABD’nin hemen hemen aynı zamanlarda başlattığı bu süreç 5 sene devam etti. Sonrasında bilançolar yeniden küçülmeye başladı. Piyasalardaki para bolluğunun sonu denirken gelişmekte olan ülkelerden de sermaye çıkışları başladı. Gelişmekte olan ülke piyasaları için baharlar sona ermişti.

Dünyanın borcu yine gelişmiş ülkelerde olmasına rağmen, sorun yoktu. Gelişmekte olan ülkeler ise yazın çatıyı aktarmayan ev sahipleri gibi “kışın yağmurda akan evlerinin” derdine düştüler. Kısa vadeli çözümler yetmiyordu. Ülkelerin borç yükü artmış, finans maliyetleri artmış, bolluk günlerinin de etkisiyle ekonomide talep artmıştı.

Hele döviz bolluğu sebebiyle oluşan düşük kur ortamı, ithalatı ucuzlatmıştı. İthalat dış ticaret açıklarını arttırdı. İhracat ithalatın ancak yarısını karşılayabilir oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı, 2010’dan itibaren 5 yıl boyunca, %55-60 aralığında seyretmiştir. Bu dönem aynı zamanda yüksek cari açık verilme dönemleridir. 2010 sonrasında en yüksek 75 milyar dolar (2011)  cari açık seviyesine ulaşılmıştır ki bu durum milli gelirin %9’u gibi bir rakam olmuştur.

Kümülatif olarak son 10 yılın cari açığı 500 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bunun teknik olarak finansmanı borçlanma üzerinden olamazdı, zaten borçlar fazla idi. Ancak kendini döndüren bir yapıya sahipti. Para lazımdı: Sıcak para da bu faiz seviyesinde gelmezdi, faizler düşüktü. Özelleştirmeler de bu kadar etmezdi… borçlar devam ediyor. Bu borç ödenmez!..

Geldik bu güne…Döviz arttı, ithalat yavaşladı. Ekim’de, aylık %93 ihracatın ithalatı karşılama oranı bu dönemin zirve değeridir.  Cari açıktan cari fazlaya geçildi. Ancak bu defa da kur çıldırdı:          1 dolar=18 ₺.

Şimdi yetersiz varlıklarımıza rağmen kredilerle yaşanan bolluk günlerinin bedelini ödeme zamanı. Bu bedel sadece vatandaşa enflasyon ve hayat pahalılığı olarak mı yansımalı? Elbette hayır!..

Konunun politika yapıcılar ve ekonomi yönetimi ile ilgili kısımlarına da sonraki yazımıza bırakalım.

 13,610 total views,  1 views today

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.