NOBEL EKONOMİ ÖDÜLÜ: “Ekonomide İnsan da Vardır” çalışmasına verildi
13 Ekim 2017
27 Ekim 2017

Büyüme Rakamlarını Nasıl Okuyalım?

Türkiye büyümede, 2010-2017 aralığında %6 rakamlarını yakalamıştır. Bölgesel istikrarsızlıklar, yurt içi çalkantılar, güvenlik sorunları Türkiye ile beraber büyüyüp serpilen risklerdir. Bütün bunlara rağmen bazı tablolar var ki milletlerin hayatında unutulmazlar arasına katılır: “CÜMHURİYETİ BİZ BÖYLE KAZANDIK” tablosu da bu fotoğraflardan birisidir. Ülkenin hangi badirelerden geçtiği, nelerle mücadele ettiği, çekilenler ve ardından felaha erme dönemleri de aslında bu fotoğrafın renklerine ve kişilerine, hatta mekanlarına bile sinmiştir.: Ama gözlerdeki umut hiç gitmemiştir.

Hakikaten bu tablo, onca yaşanan olumsuzluklara inat, “varız” diyebilmektedir. Şu da ihmal edilmemelidir ki savaşla ele geçirilemeyen ülkelerin, ekonomik savaşlarının bittiği görülmemiştir. Hele ki hafızasında, imparatorluklar kurmuş olan Türkiye gibi bir ülkeyi dize getirmek ya da hepten bağımlı kılmak çok önemlidir.  Umutsuzluk pompalamak, küskünler, mağluplar, eziklerden müteşekkil bir topluluk haline getirmek çok önemlidir.  “Çalış çalış birşey olmuyor” düşüncesi; yılgınlık, bezginlik gibi yolsuzluk algısının tavan yapması, gayrete de dokunacaktır. Bu yüzden ekonomik göstergelerine müdahaleler dahi yapılabilmektedir. Ancak ekonomik anlamda yıkılmak ve ele geçirilmek istenen ülkeler için de bazı verilere müdahaleler olabilir. Bu arada riski artar, maliyetleri yükselir: döviz – faiz fırlar… bu bizim için sorun, onlar için fark etmez, istedikleri budur: Bunda son örnek, Türkiye’nin büyüme rakamları ile ilgili olanlarda görüldü. Ekim 2016’da, Türkiye’nin 2017 büyümesini %3 olarak belirleyen IMF, Nisan 2017’de bu rakamı 2,5’e indirmişti. Ekim 2017 raporunda ise büyümeyi %5,1 olarak açıkladı.  “Yükselen ve Gelişen Avrupa” başlığı altında, söz konusu ülke grubundaki büyümenin, Türkiye’ye ilişkin pozitif beklentilere paralel olarak hızlanacağını belirtti. “Türkiye’nin ihracatı 2016’nın son ve 2017’nin ilk çeyreğinde güçlü toparlandı” ifadesine yer verdi.

Raporda ayrıca Türk mallarına yönelik talebin, Avro Bölgesindeki olumlu beklentilerle artabileceğine dikkat çekildi. Bu yüzden IMF ve Dünya Bankası’nın peşpeşe Türkiye’nin 2017 ve 2018 büyüme rakamlarını revize ederek yükseltmiş oldu. Büyüme göstergelerini İlk olarak IMF düzeltme gereği duymuştur. Dikkat çekici olan, Türkiye’nin 2017 büyüme rakamlarının düzeltilmesi değil, iki katına varan oranlarda düzeltmenin yapılmış olmasıdır. Dünya Bankası ise olayın daha farkına varamamış olmalı ki onlar da yıl sonu için büyümeyi %4 düzeyinde belirlemiş oldu. Ekonomi yönetiminin çok heyecanla karşıladığı bu gelişmeler, yetkililerin daha yüksek rakamlar hedeflemesinin ve belirlemesinin de önünü açmış oldu.

Büyüme оrаnlаrındа ihrаcаttaki artış önemli ölçüde etkili oldu. Eylül ihracat rakamlarına bakıldığında yükselişin devam ettiği ve bir önceki aya göre % 8,67 oranında аrtış gerçekleştiği görülmektedir. Elbette Türkiye gibi ihracatı ithalata bağımlı olan bir ülke için, ihracat artarken ithalatın durması beklenemez, öyle de oldu…  Aynı oranlarda ithalat da artmış oldu. Bilindiği gibi ihracat amacıyla, yаrı mаmul ürünlеr ithаl edip, bunun mаmulе dönüştürülmesi neticesinde ithalat da artmaktadır.

Herşeyin başı üretim. Üretim Sanayi еndеkslеrinе bakıldığında hem аğustоs hem de еylüldе bariz bir şekilde yukаrı doğru hareket görülmektedir. Bu da hem Türkiye еkоnоmisinе оlаn güvеnin arttığı, hem de rееl sеktörün aktif olduğunu göstermektedir.

Türkiye ekonomisinin sanayide 6,3 ve inşaatta 6,8 büyümesi kayda değerdir.  Elbette tek başına büyümeden çok şey beklenemez ama artış dikkat çekicidir. Yılın ikinci çeyreğindeki % 5,1 gibi bir oranda büyümesi hedeflerin bu yıl için tutacağını göstermektedir.  BU veriler OECD içinde en yüksek büyüme rakamlarıdır. Hükümetin uygulamaya koyduğu teşvik ve desteklerin etkisi de bu süreçte görülmüştür. Bunların ne kadar yerinde olduğu yılın ilk yarısında elde edilen yüksek büyüme ile kendisini göstermiştir.

Buna paralel ekonomideki öngörülebilirlik olumlu yöne dönmüştür. İç talep, kredi genişlemesi ve vergi indirimlerinin yanı sıra ekonomide beklentilerin iyileşmesi de ekonomik büyümenin sürükleyicisi olmuştur. Ekonomi zaman zaman kamunun tetikleyici etkisine muhtaç kalabilir. Ancak bunun olumlu sonuçlarını görmek daha da fazla etki oluşturacaktır.

Yatırımlar konusu da özellikle referandum sonrası pekişen siyasi ve ekonomik istikrara ek olarak iyileşme gösterecektir. Yurt içi yatırımlar yaklaşık %10 artmıştır.  Burada sadece yabancı doğrudan yatırımlar için OHAL uygulamalarının olumsuz etkisinin olacağı söylenebilir. OHAL süreci de Türkiye’de “OHAL gibi” uygulanmadığı ve sadece tehdide odaklandığı için halk bunu çok rahatsız edici bulmamaktadır. Ancak bu durumun yabancı yatırımcıya anlatılabilmesi önemli olacaktır.

 

1,371 total views, 6 views today

Bir Cevap Yazın