İlk Hedefimiz Akdeniz!
2 Haziran 2019
PANDEMİ GÜNLERİNDE EKONOMİ
24 Nisan 2020

Her sene 4-10 şubat haftasında “Mobbing Farkındalığı Haftası” etkinlikleri düzenlenmektedir. Gittikçe sosyal hayatın geliştiği insan ilişkileri ortamında mobbing daha sık gündem olmaktadır. Son dönemlerde gerçek hayatın da bir parçası olarak sıkça konuşulan ve anlatılan konulardan birisi “mobbing” konusudur. Latince’den dilimize geçen bu kelime  “psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek” anlamlarına gelmektedir.  Bunun belki en kısa tanımı işyerinde yaşanan “psikolojik terördür.”

Mobbing konusu ast-üst ilişkilerinde olabileceği gibi aynı konumdaki çalışanlar arasında da görülebilecek bir sorundur. İşyerlerinde denetim ve etkileşimin eksik kaldığı; kontrolün zayıfladığı her durumda, özellikle gücü elinde bulunduran kişinin, ya da baskın karakterin veya grubun, diğerlerine psikolojik yol ve yöntemlerle düzenli ve sıklıkla sistematik baskı uygulaması ‘mobbing’ olarak kabul edilir.

Mobbing kanunen suçtur. Ama gerçekte bir insanlık suçudur; insana karşı kişiliğine, kimliğine karşı bir saldırı söz konusudur. Mobbinge maruz kalanların kendilerini anlatana kadar yaşadıkları tarifsiz acılar içerebilmektedir.

Mobbing Mağdurları Kimlerdir?

Genellikle işyerlerinde ya da gruplarda öne çıkanlar, göze batanlar mobbinge maruz kalır… Bazen çalışkanlığın, bazen dürüstlüğün cezası mobbingdir. Hele en yenilikçi, en sorun çözme eğilimli hatta yaratıcı ve yetkin olanlara mobbing uygulanır. Sebep açıktır: Diğer çalışanların işyerinde kendilerini tehdit olarak görmesi, bulunduğu ya da beklediği pozisyon için risk olarak algılamasıdır. Yönetimin içerideki gözü kulağı olan  denetim birimleri de mobbingden nasibini almaktadır. Bu durumda en bilinen şey yaşanır. Denetimin eli kolu bağlanır. Belge ve bilgi akışı gecikir ya da hiç gitmez. Bu durum denetim ve denetleyicilerin elini zayıflatır.

Kadınlar, yeni başlayanlar, gençler ve ileri yaşta olanlar daha sık mobbinge maruz kalabilmektedir. Sosyal hizmet, sağlık ve eğitim gibi alanlarda mobbing oranları özellikle yüksek görülmektedir. Saldırının hedefi öncelikle kişinin kendi öz-kontrolüdür. Zamanla saldırılar düzenli ve sürekli hale geldikçe mobbing arsızının eylemleri sonucu, mağdurların intiharına bile sebebiyet veren vak’alar görülmektedir.

Bu durum bir kamu personelinin, bulunduğu makamdan aldığı güç ve yetkiyle  görevini kötüye kullanması olarak görülebileceği gibi; bir özel sektör çalışanı için de bedenine karşı bir eylemden tutun da fikir ve vicdani kanaatlarini yargılamaya kadar varan bir takım saldırılarla ortaya çıkabilmektedir. Psikolojik saldırılar psikolojik şantaja da dönüşebilir. Özel hayatın gizliliğinden sözlü sataşmalara, cinsel tacizden yok farz etmeye kadar varan türlerde çalışanı baskılama, bezdirme ve yıldırma çeşitleri görülebilir. Bunların hepsinin hukuken bir karşılığı vardır. Mağdurların da adli makamlara başvurma, şikayetçi olma hakkını arayabileceği durumlar vardır.

Aşağıdan Yukarıya Mobbing  

Bu mobbing türüne “tersine mobbing” de denir.  Burada yönetim bloke edilmektedir. İşler yavaşlamış, bilinçli yanlış işlemler, eksik ve hatalı süreçlerle artmaktadır.  Burada kişisel anlaşmazlıklar, yönetim için mücadele veren ekipler veya siyasetin programlarını boşa çıkartmak isteyenlerin hamlesi bile olabilir. Sonuçta kasıtlı olarak psikolojik taciz, üstü yıldırıp bezdirebilir. Üstün hiyerarşik pozisyonu bozulur.  Üstler, astları marifetiyle yıldırılır ve hiçbir şekilde uzlaşma sağlanamaz. Talimatlara uymamak, bilgi –belge saklamak, kasti yanlış işlem, hatta söylenti çıkarmak bile üstler için yıpratıcı olabilir.

Mobbingin önü alınmadığı takdirde mağdur kişide, ailesinde, çevresinde tarifsiz sorunların baş gösterebilecektir.  Bu yüzden öncelikle ceza kanunlarında yaptırımları konulmuştur. Diğer yandan “İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi Hakkındaki Başbakanlık Genelgesi” de  mobbingi kamu ve özel sektörde mücadele edilmesi ve önlenmesi gereken bir çalışma hayatı sorunu olarak tanımlamıştır. Bu amaçla “Mobbing ile Mücadele Derneği” gibi sivil toplum örgütlenmeleri ortaya çıkmış ve zayıf bireylerin bu yalnızlığına çare olmaya çalışmıştır.

Mobbing İş Düzenine Darbe

Çalışma hayatı insanların başta varlıklarını sürdürmek, sonrasında daha iyi koşullara erişmek, sosyalleşmek gibi nedenlerle tercih ettikleri ortamlardır. Her iki taraf için de bir iyileşme ve gelişme beklentisi kaçınılmazdır. Çalışandan kuruma bir katma değer aktarımı, kurumun da bireylerin emeğinin karşılığını vermesi beklenir. Karşılıklı iyi niyet ve gayret kötü niyetlere kurban gittiğinde en büyük araç mobbing olmaktadır.

Mobbing başta insan sağlığının katili durumundadır. İlişkileri bozulan agresifleşen ya da çevreye duyarsızlaşan mağdur; kendine zarar verdiği gibi bulunduğu ortamları da olumsuz etkiler. Çalışamaz, üretemez hale gelir. Enerjisi düşer. İş verimliliği ve ilişkileri bozulur. Haliyle işyeri performansını da düşüren bir durum gelişir. Bunun önü alınmadığı takdirde sadece işlem maliyetleri değil; iş yeri performansı da olumsuz etkilenecektir.

Buna fırsat verilmemelidir. Adeta kurumlar için kansere dönüşen bu halin metastaz yapması kurumları felç edecektir. Bu durumlara sebebiyet verenler hakkında  gerekli idari ve hukuki işlemler derhal başlatılmalıdır.

Yargıya intikal eden mobbing davaları mağdurları koruyan en önemli araçlardır. Ancak ne yazık ki pek çok mağdurun bu durumları sineye çektiği hatta kabullendiği bir gerçektir.  

Mobbingle Mücadele Mümkün mü?

Mobbing mağdurları, genellikle “inkar ve görmezden gelmeyi” tercih eder. Ya da görünen bir eylemin arka planından dolayı bu durumun oluştuğu sanılır.  “Yok canım aslında iyi insan.” Mekanizması burada da işler. Bir süre sonra baş edilmez durum ağır sonuçlarıyla kapıdadır. Bunun için mücadelenin hukuki boyuta taşınması gerekebilir.

Dava açmadan önce ikili ilişkiler, eş-dost tanıdıklar vasıtasıyla sorun çözülmeye çalışılsa da durmaz… Yapılan bu girişimlerin mobbingi durdurmaması ya işten ayrılmayı ya da hukuki yolları zorunlu kılar. Hukuki süreç delillendirmek, şahitlere bağlamak ve olayın psikolojik baskı yöntemlerinin ortaya konulmasını gerektirir. Her mağdur kendi konum ve statüsüne göre hukuki yollar ve süreçler geliştirir. 

Çalışma ortamlarının en can sıkıcı bir durumu olan bu olay, sadece  işçi ve işverenler için bir sorun değildir. Konu tam bir iş barışı ve iş hukuku problemidir. Devlet memurları da bu sistematik baskı ve tacizden nasibini alır. Tüm çalışanlar mobbinge karşı yaşadıkları mağduriyet konusunda destek almadan, konuyu hukuka taşımadan, sorunun üstesinden gelmek çok da kolay değildir.  Mobbing konusunun şiddetinin tesbiti yapılmalı ve zararın tazmini için, mutlaka dava açılmalıdır.

“Engellenmeyen mobbing tekrar eder.”

 4,838 total views,  3 views today

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.