15 Temmuz’daki Soru İşaretleri
5 Ağustos 2016
Ruslarla Dans: Bitmeyecek Vals
19 Ağustos 2016

Türk-Rus İlişkileri: Bölgesel ve Küresel Etkileri

Türkiye ve Rusya arasında Kasım 2015’te bozulan ilişkilerin, 9 Ağustos tarihinde yapılan Putin ve Tayyip Erdoğan görüşmesiyle hızlı bir restorasyon sürecine girdiği görülmektedir.
2015 Kasım ayında Suriye sınırında bir Rus uçağının düşürülmesinden sonra, Rusya, Türkiye’ye ticari yaptırımlar uygulamış, Türkiye’yi ziyaret eden Rus turist sayısında %87 oranında bir azalma meydana gelmişti.
Türkiye ve Rusya birkaç asırdan beri inişli çıkışlı ilişkilere sahip, imparatorluk deneyimi olan ülkelerdir. Bu nedenle gerek iç politikalarında gerekse de Uluslar arası ilişkilerde bir kırılma yaşandığında bu kırılmaları onarabilecek “devlet aklı”na sahip, devlet geleneği olan Dünyadaki birkaç ülkeden iki tanesidir. Alman siyaset bilimci Herfried Münkler bu durumu “emperyal çevrim” olarak nitelendirmektedir. Örneğin, Osmanlı’nın 1402 Ankara Savaşından kısa bir süre sonra toparlanması, Osmanlı’nın yıkılmasıyla 1923 tarihinde yeni bir sistemle devam etmesi “emperyal çevrim”e örnektir. Ruslar ise, Sovyetler Birliği’nin ağır bürokratik yapısının devlet mekanizmasını taşıyamayacağını görerek, Komünizmi “devlet aklıyla” tasfiye ederek, yeni bir sistemle küresel güç mücadelesindeki yerlerini almışlardır.
Küresel güçler “devlet aklına” sahip ülkelerin iyi ilişkiler içinde olmalarını arzu etmedikleri aşikardır. Çünkü kadim bilginin kullanılması, gerektiğinde devlet sisteminin yenilenmesi, kırılmaların tamir edilebilmesi kadim bir devlet geleneğine sahip olmakla mümkündür. Günümüz güç mücadelesinde Türkiye ve Rusya arasında bir düşmanlığın var olması hangi ülkenin veya ülkelerin çıkarına hizmet ediyorsa, Türkiye’deki sivil toplum görünümlü terör örgütü kullanılarak Türk-Rus ilişkilerinin zora girmesi amaçlanmıştır. Nihayetinde ilişkilerin düzelmesi Putin’in ifadesiyle her iki ülkenin halklarının çıkarlarına uygun olduğundan belli bir yumuşama sürecinden sonra 9 Ağustos tarihi itibarile yeni bir sürece girmiştir. Aslında her iki ülkenin işbirliği konusunda birbirine muhtaç olduğu görülmektedir. Rusya, ABD ve AB tarafından ambargoya tabi tutulurken, Türkiye de ABD ve AB ile ilişkilerinde bazı sorunlarla karşı karşıyadır. Türkiye, 15 Temmuz başarısız darbe girişimi ile ilgili ABD’yi suçlarken ve bu suçlama ile ilgili yeterli verilere sahipken, AB’yi de darbeye destek vermekle ve darbe girişimine geç tepki vermekle suçlamaktadır. Bütün bu ve diğer nedenlerle Rusya ile ilişkilerde yumuşama politikası bu memnuniyetsizliğin dile getirilmesinde önemli bir gösterge olmuştur. Her ne kadar ) Ağustos’taki görüşme ekonomik karakterli görünse de, daha sonraki adımların Suriye’deki iç savaş üzerine odaklanacağı görülmektedir. Putin ve Tayyip Erdoğan’ın basın toplantısında Suriye üzerinde ayrı ve daha dar kapsamlı bir görüşme yapacaklarını ifade etmeleri de bunu teyit etmektedir. Suriye’deki savaşta Türkiye ve Rusya arasındaki keskin görüş farklılıkları olsa da, çıkarların ve ittifakların sık değiştiği günümüz dünyasında farklılıkların en aza indirilmesi ve işbirliği potansiyeli her zaman mevcuttur. Türkiye, kendi ülkesinde Kürt militanlarla mücadele ederken, Rusya, Suriye’deki Kürt güçleri desteklemektedir. Türkiye, Suriye’de rejim değişikliği isterken, Rusya, mevcut rejimin devamından yanadır. Bu görüş farkılıklarına rağmen her iki ülkenin Suriye’deki savaşta anahtar oyuncu oldukları unutulmamalıdır. Potansiyel bir işbirliği bölgedeki dengeleri büyük ölçüde değiştirecektir. Özellikle bazı Rus gazetelerinde dile getirilen dış politika, istihbarat paylaşımı ve askeri işbirliği gerçekleştirildiğinde Ortadoğu dolayısıyla küresel dengeleri değiştirebilecek önemli sonuçları olabilecektir. Ancak Türkiye açısından dikkate alınması gereken bir husus, Rusya ile iyi ilişkiler kurulmasının diğer ülkelerle çatışmayı gerektirmediğidir. NATO’ya üye ülkeler arasında Rusya ile en iyi ilişkiler kurabilen ülke Türkiye’dir. Diplomatik açıdan kısa dönemde NATO’dan çıkmak söz konusu olmasa da, Rusya ile kurulan yakın ilişkilerin siyasal açıdan etkisi olacağı açıktır. Batı’dan gelen sert tepkiler de bu sebepten kaynaklanmaktadır.

2,637 total views, 2 views today

Bir Cevap Yazın