Beklenmeyen Enflasyon
10 Ekim 2018
Bu Döviz Hep Böyle Artar mı?
21 Ekim 2018

2018 Nobel Ekonomi ödülleri tekrar ABD’de kaldı. Yine iki Amerikalı akademisyen William D. Nordhaus ve Paul M. Romer bu seneki ödülün sahibi oldular. Yale’de Profesör olan Nordhaus, “Yeşil Büyüme”den hareketle  “iklim değişikliği” ve “Çevreye Duyarlı” büyümenin önemini vurguladı. Eski bir Dünya Bankası Baş Ekonomisti olan Romer ise “teknolojik yenilikleri” uzun vadeli makro-ekonomik analizlere entegre ederek Nobel ekonomi ödülünü aldı.

Birisi negatif dışsallıklara, diğeri pozitif dışsallıklara dikkat çekerek bu ödülü kazanmış oldu. Doğayı bu kadar hor kullanarak, çevreye zarar vererek kalkınma ve büyümenin mümkün olduğuna ancak, çocuklarımızın yaşayacağı dünyadan çalınacağına dikkat çektiler.

“İklim değişikliği, Ar-Ge, yenilik ve yeşil büyüme” önemli bir alan olarak bugün gündemdeki yerini daha fazla almaktadır.

Konu “zamanımızda uzun vadeli sürdürülebilir bir büyüme yaratma konusunun önemine dikkatleri çekmektedir.” Ödül alan çalışmalarda  bu alandaki en temel ve acil sorulara dikkat çekildi. “Entegre Değerlendirme Modeli” olarak sunulan çalışma fizik, kimya ve ekonomi alanlarındaki teori ve ampirik sonuçları birleştirdi. Bu yönüyle konunun geçmişine baktığımızda 1990’lara dayandığı görülecektir.

Teknoloji ve büyümeye yönelik icraatlar, İklim değişikliğinin baş sebepleri arasındadır. Nordhaus ve Romer entegre değerlendirme modeli ile “ekonominin ve iklimin nasıl evrim geçirdiğini” ele alan bir model üzerinde çalıştılar. Mesela, karbon üretimi üzerindeki vergilerin, hem ekonomiyi hem de herhangi bir ülkenin iklimini nasıl etkileyeceğini sorguladılar. Sadece bir ülkenin sorunu olmayan konulara değindiler.

Nobel komitesi, “iktisatçıların çalışmaları, kesin cevaplar vermez” diyerek; elde edilen   “Bulguları, sürdürülebilirlik açısından ele alıp, sürdürülebilir küresel ekonomik büyümeyi nasıl başarabileceğimize dair soruları cevaplamaya çok daha yakınlaştırdığını” söyleyerek ikiliyi ödüle layık buldular.

Çalışmanın diğer ayağı, günümüzün popüler konusu olan Ar-Ge ve yenilik konusunda “çevreye duyarlılığın önemi” başlığıdır. Bu konuda da sera gazı salınımından küresel ısınmaya pek çok faktör analiz edilmiştir.

Ülkelerde Ar-Ge konusuna yatırım yapanların nasıl geliştiği bugün çok daha iyi görünmektedir. 2017 yılında ABD milli Gelirinin %2,7’sini, Almanya %3’ünü, Japonya ise %3,1’ini  AR-Ge için ayırmıştır.

Sadece ABD’nin Milli Gelirinin 18,6 trilyon dolar olduğu göz önüne alınırsa, Ar-Ge için ayrılan kaynakların, pek çok ülkenin milli gelirinden fazla olduğu görülecektir. Bu kaynaklar hem teknoloji, hem üretim hem de refah artışına yansımaktadır.

Türkiye açısından Milli Gelir konusuna bakıldığında, yıllardır %1 rakamı hedef olmakla birlikte 0,6 – 0,8 aralığında yer almıştır. Haliyle bir kaynak tahsisi söz konusu olsa bile gerekli atılımlar için, bu miktar sınırlı kalmaktadır. Aynı rakam Çin’de %2 seviyesindedir. Başka bir açıdan değerlendirildiğinde, yeterli  Ar-Ge  personeli sorunu başka bir ihtiyaçtır. Kaynak olsa bile onu değerlendirecek potansiyel de sınırlı durumdadır.

Dolayısıyla büyüme dediğimiz olgu, sadece rakamlarda büyüme hedeflendiğinde sorunsuz gerçekleştirilebilecek bir veridir. Ama çevreyi “ortak yaşam alanı” olarak gören, “tüketerek değil, koruyarak büyümek” bu yüzden 2018 Nobel Ekonomi ödülüne damgasını vurmuştur. Ülkeler de büyümenin insani tarafı olan, yetişmiş Ar-Ge personeli kadar duyarlı tüketicilerin de davranışlarından bir destek beklemektedir.

1,617 total views, 1 views today

Bir Cevap Yazın